Geri Dön

Yatırım ve Foreks Haberleri

Listelenecek haber bulunamadı.

EY Vergi Risk ve Uyuşmazlık Araştırması: Vergi liderlerinin %87’si, yapay zekânın verimliliği ve doğruluğu artıracağını düşünüyor

EY Vergi Risk ve Uyuşmazlık Araştırması’na göre; vergi liderleri günümüzde ortaya çıkan yeni vergi risklerine karşı yapay zekâya başvuruyor.

ForInvest Haber'e gönderilen açıklama şöyle:

Araştırma sonuçlarına göre; vergi liderlerinin %87’si, yapay zekânın verimliliği ve doğruluğu artıracağını düşünüyor. %70’i, en az bir GenAI aracını vergi uyuşmazlığı yönetiminde hâlihazırda kullandığını belirtiyor. Gelişmiş vergi teknolojilerine ek olarak, vergi liderlerinin %91’i ise şirketlerin kuracakları güçlü vergi politikası ve yönetişim yapısının, vergi riski ve uyuşmazlık yönetiminde kritik bir rol oynayacağını ifade ediyor.

İş dünyasının koşulları hızla değişirken, üretken yapay zekâ (GenAI) işletmelerin vergi uyuşmazlıklarını yönetme biçimini yeniden şekillendiriyor. Uluslararası danışmanlık, denetim, güvence, strateji, kurumsal finansman ve vergi hizmetleri şirketi EY’ın Vergi Risk ve Uyuşmazlık Araştırması, vergi liderlerinin ortaya çıkan vergi risklerini yönetmek için GenAI’a yöneldiğini ve yönetişim çerçevelerini yeniden değerlendirdiğini ortaya koyuyor. Araştırmaya katılan vergi liderlerinin %90’ı önümüzdeki yıllarda daha fazla vergi ihtilafı beklediğini belirtiyor ve kurumlarını başarıya hazırlamak için proaktif olarak yenilikçi çözümler arıyor. Yaklaşık 2000 üst düzey vergi yöneticisinden elde edilen içgörüler, küresel vergi reformu, artan şeffaflık, yeni teknolojiler ve hızla değişen düzenlemelerin vergi alanında oluşturduğu yeni şartları ortaya koyuyor.

Katılımcıların yüzde 87’si verimlilik ve doğruluk artışı bekliyor

Vergi uyuşmazlıkları alanında hem hacim hem de çözüm süreçlerinde yaşanan artış nedeniyle iş yapış şekillerinde değişim yaşanması öngörülüyor. Bu doğrultuda, işletmeler ve vergi otoriteleri, GenAI gibi yeni gelişen teknolojileri hızla benimsemeye yöneliyor. EY araştırması, üretken yapay zekânın vergi riski yönetiminde önemli bir unsur hâline geldiğini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, katılımcıların %87’si üretken yapay zekânın kullanılmasıyla birlikte vergi incelemeleri ve uyuşmazlıklarının çözüm süreçlerinde verimlilik ve doğruluk artışı bekliyor. Araştırmaya katılan vergi liderlerinin %70’i ise, vergi uyuşmazlıkları yönetimine yönelik en az bir GenAI aracını uygulamaya başladığını veya entegre etme sürecinde olduğunu belirtiyor. Vergi uyuşmazlığı süreçlerinde üretken yapay zekâ araçlarını kullanan katılımcılar, yaklaşımlarından çok daha memnun olduğunu bildiriyor: %46’sı vergi uyuşmazlığı süreçlerinden “çok memnun” olduğunu belirtirken, bu oran yapay zekâ kullanmayanlarda %31 olarak görülüyor. Öte taraftan katılımcıların %39’u vergi riski veya uyuşmazlıklara odaklanan en az bir pilot veya araç geliştirdiğini, %30’unun ise GenAI’ı diğer kritik süreçlere entegre etmeye başladığını söylüyor. GenAI en fazla ‘iç ve dış kaynaklı büyük hacimli vergi bilgisini analiz etmek ve özetlemek ile vergi otoriteleriyle paylaşılan verilerin tutarlılığını artırmak amacıyla kullanılıyor. Ayrıca katılımcıların dörtte birinden biraz fazlası, GenAI kullanmasalar da vergi teknolojilerini öngörüsel analiz için kullandığını belirtiyor.

BEPS 2.0 ve dijital vergi reformu ile artan uyuşmazlıklara hazırlık

Teknolojinin sunduğu fırsatlarla uyuşmazlıklar konusuna yaklaşım olumlu yönde değişse de vergi ihtilafları potansiyelinin artabileceği düşünülüyor. Araştırmaya katılan yöneticilerin %92’si, OECD’nin Matrah Aşındırma ve Kâr Aktarımı (BEPS) İkinci Sütunundan (Pillar Two) kaynaklı ihtilafların ön planda olacağını öngörüyor. %91’i ise Birinci Sütun (Pillar One) ‘Amount A’ ile ilgili çözülememiş konularda endişesini dile getiriyor. Katılımcıların %90’ı ise ülke bazlı raporlama gibi transfer fiyatlandırması ve şeffaflık yükümlülüklerinden doğan ihtilafların da artmasını bekliyor. Bunlara ek olarak dijital hizmet vergileri, gelecekteki vergi risklerinin önemli bir kaynağı olarak öne çıkıyor. Ancak katılımcıların yalnızca %49’u, beklenen ihtilaf artışını yönetmeye “yüksek düzeyde hazırlıklı” olduğunu düşünüyor.

EY Türkiye Şirket Ortağı ve Vergi Uyuşmazlıkları Lideri Av. Ahmet Sağlı konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:

“Yapay zekâ, yalnızca vergi ekiplerinin çalışma şeklini değil, vergi otoriteleriyle karşılıklı güven oluşturma biçimlerini de dönüştürüyor. Bu da daha fazla doğruluk, şeffaflık ve verimlilik sağlıyor. Diğer taraftan yapay zekâ ve verinin çok daha yaygın şekilde kullanılmaya başlanmasıyla hem vergi idaresi tarafından gerçekleştirilen denetim, izleme ve incelemelerin hem de vergi uyuşmazlıklarının yapısı değişiyor; yeni kurallar, yeni raporlama gereklilikleri, artan şeffaflık ve teknoloji kullanımı vergi denetimleri ve vergi uyuşmazlıklarında artış olacağı anlamına geliyor. EY araştırma sonuçlarında da görüldüğü gibi, katılımcıların büyük bir kısmı, GenAI kullanımının gelecekteki vergi inceleme ve uyuşmazlıkları yönetimini farklı boyutlara taşıyacağını ve hem mükellefler hem de vergi idaresi açısından vergi incelemeleri ve uyuşmazlık çözüm süreçlerini daha verimli, daha doğru ve daha hızlı bir hâle getireceğini ortaya koyuyor. Türk Vergi İdaresinin son yıllarda teknolojiyi daha etkin ve yaygın kullanmaya başlaması da vergi inceleme ve ihtilaflarını çok farklı bir boyuta taşıdı. Hatta yürürlükteki vergi mevzuatının bu gelişmeler karşısında eksik kaldığını ve yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulmaya başlandığını söylemek mümkün. Buna karşın şirketler de her alanda olduğu gibi vergisel yükümlülüklerine uyum için teknolojiye ciddi yatırımlar yapmaya başladı. Teknolojiye ve nitelikli iş gücüne erken yatırım yapan şirketler, ileride oluşabilecek vergi risk ve uyuşmazlıklara karşı gerekli önlemleri alarak bu riskleri asgari düzeye indirebilir.”

Güçlü vergi yönetişim süreçlerine güven artırıyor

Vergi risk ve uyuşmazlıkları arttıkça, güçlü bir vergi uyum ve yönetim yapısının oluşturulması şirketler için büyük önem taşıyor. Katılımcıların %91’i küresel vergi yönetişimine daha fazla odaklanmayı planlarken, yalnızca %31’i mevcut uyuşmazlık yönetiminden “çok memnun” olduğunu söylüyor.

Etkin vergi fonksiyonları küresel risk ve uyuşmazlıkların kontrolünü, denetimini ve gözetimini merkezileştiriyor ve vergi yönetişimini güçlendiriyor.

Diğer yandan, vergi dünyasındaki söz konusu dönüşümle birlikte şirketler, GenAI ve benzeri araçları tam olarak ve başarıyla entegre etme yolunda hâlâ pek çok engelle karşılaştıklarını belirtiyor. Bu engeller; yetenek ve bütçe bulmaktan, uygun kullanım senaryoları geliştirmeye kadar uzanıyor. Araştırma, bazı alanlarda kaydedilen ilerlemeye rağmen, çoğu şirketin süreçlerini iyileştirmek için hâlâ önemli adımlar atması gerektiğini ortaya koyuyor. Bunlar arasında teknolojiye yatırım yapmaya ve entegrasyonu sürdürmeye devam etmek yer alıyor. Aynı zamanda, uyuşmazlık yönetimine yönelik tüm yaklaşımlarını dönüştürmeleri ve otoritelerle güven ve güç pozisyonundan iletişim kurmaya hazır hâle gelmeleri gerekiyor.

EY Türkiye Şirket Ortağı, Uluslararası Vergilendirme Lideri Ateş Konca, konu ile ilgili şu bilgileri paylaştı:

“EY araştırmasının ortaya koyduğu gibi, BEPS 2.0 ile küresel vergi mimarisi yeniden şekillenirken ihtilaf potansiyeli hiç olmadığı kadar artıyor. Araştırmaya katılan şirketlerin %92’si Pillar Two kaynaklı uyuşmazlıkların olmasını beklerken; %91’i ise Pillar One ‘Amount A’ konularında çözüm eksikliğinden endişe duyuyor. Bu yeni dönemde başarı, yalnızca kuralları takip etmekle değil; güçlü yönetişim, tutarlı veri yönetimi ve teknoloji destekli bir uyuşmazlık stratejisiyle mümkün olacak. EY raporu, GenAI’ın sağladığı hız ve doğruluğun, işletmelerin BEPS kaynaklı karmaşık riskleri daha öngörülebilir, daha şeffaf ve daha güvenli bir zeminde yönetmesine imkân tanıdığını gösteriyor. Ayrıca dijital hizmet vergileri ve ülke bazlı raporlama gibi düzenlemeler, ihtilafların sınır ötesi boyutunu artırıyor. Bu nedenle şirketler, küresel vergi risklerini yönetebilecek entegre çözümler geliştirmeli ve vergi otoriteleriyle proaktif, veri odaklı bir iletişim kurarak ihtilafların önüne geçecek stratejiler oluşturmalı.”


ForInvest Haber

PİYASAYA BAKIŞ- Fed'e yönelik tehditler, ABD Hazinelerinin risk priminin yükselebilir

BNY Mellon Piyasa Stratejisti John Velis, ABD hükümetinin Fed'e yönelik tehditlerinin yarattığı durumun uzaması veya daha da karmaşıklaşması halinde, ABD Hazinelerinin risk priminin yükselebileceği uyarısında bulundu.

Velis, 10 yıllık ABD Hazinesi üzerindeki vade primi'nin (yatırımcıların uzun vadeli bir tahvil tutmak için kısa vadeliye kıyasla talep ettiği ek getiri) Ekim ortasından bu yana yavaş yavaş yükseldiğini belirtti.

Mevcut 80 baz puanlık primin, son on yılda görülen en yüksek seviyeler arasında olduğunu ancak "merkez bankasının bağımsızlığı ve güvenilirliğinin aşındığı görülürse daha da artabileceğini" ifade etti.


ForInvest Haber

THBB: İnşaat yılı dengede kapattı

Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB), inşaat ile bağlantılı imalat ve hizmet sektörlerindeki mevcut durum ile beklenen gelişmeleri gösteren “Hazır Beton Endeksi” 2025 Aralık Ayı Raporu’nu açıkladı. Alt endekslerdeki sınırlı hareketliliğe paralel olarak Hazır Beton Endeksi, kritik eşik seviyesine yakın olmakla birlikte yıl sonunda da eşik değerin üzerine çıkamamıştır.​ Rapor, yıl sonunda inşaat faaliyetlerinin geçen yılın aynı dönemine kıyasla korunmuş olduğunu ortaya koymakla birlikte, güven ve beklenti tarafındaki gerileme sektörde kırılgan ve temkinli bir görünümün devam ettiğini göstermektedir.

 

Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) her ay açıkladığı Hazır Beton Endeksi ile Türkiye’de inşaat sektörü ve bağlantılı imalat ve hizmet sektörlerindeki mevcut durumu ve beklenen gelişmeleri ortaya koymaktadır. İnşaat sektörünün en temel girdilerinden biri olan ve aynı zamanda üretiminden sonra kısa bir süre içerisinde stoklanmadan inşaatlarda kullanılan hazır betonla ilgili bu Endeks, inşaat sektörünün büyüme hızını ortaya koyan öncü bir göstergedir.

Hazır Beton Endeksi 2025 Aralık Ayı Raporu’na göre, Tüm endeksler yılın büyük bölümünde eşik değerin altında dalgalı bir seyir izledikten sonra, yılın son çeyreğinde eşik değere doğru sınırlı bir toparlanma eğilimi göstermiştir. Aralık ayında endeks değerleri kasım ayına kıyasla genel olarak belirgin bir değişim göstermemiş, endeks seviyeleri birbirine yakın bir görünüm sergilemiştir. Güven Endeksi, yıl içindeki dalgalanmaları sonrasında, aralık ayında gerileyerek diğer alt endekslerin gerisinde kalmayı sürdürmüştür. Faaliyet Endeksi yaz aylarında kaydedilen yükselişin ardından sonbahar aylarında dengelenmiş, aralık ayında ise eşik değere oldukça yakın bir seviyede yatay seyrini devam ettirmiştir. Beklenti Endeksi yıl boyunca görece istikrarlı bir görünüm sergilemiş, aralık ayında ise hafif bir düşüşle eşik değerin hemen altında kalmıştır. Son olarak Hazır Beton Endeksi, alt endekslerdeki bu sınırlı hareketliliğe paralel olarak aralık ayında yataya yakın bir görünüm sergilemiş, kritik eşik seviyesine yakın olmakla birlikte eşik değerin üzerine çıkamamıştır.

Geçen yılın aynı ayına göre bakıldığında, aralık ayında endekslerde genel olarak zayıf bir yıllık görünüm dikkat çekmektedir. Faaliyet Endeksi, bir önceki yılın aynı ayına göre %0,3 oranında artış göstererek pozitif yönde ayrışmış ve sektör faaliyetlerinde sınırlı bir toparlanmaya işaret etmiştir. Buna karşılık Güven Endeksi %0,9 oranında gerileyerek alt endeksler arasında en olumsuz performansı sergilemiş; sektöre ilişkin güven algısının geçen yılın aynı dönemine kıyasla belirgin biçimde zayıfladığını ortaya koymuştur. Beklenti Endeksi %0,5 düşüş ile geleceğe yönelik beklentilerde temkinli görünümün sürdüğüne işaret ederken, Hazır Beton Endeksi de %0,4 oranında gerileyerek sektördeki genel zayıf eğilime paralel bir görünüm sergilemiştir. Bu tablo, yıl sonunda inşaat faaliyetlerinin geçen yılın aynı dönemine kıyasla korunmuş olduğunu ortaya koymakla birlikte, güven ve beklenti tarafındaki gerileme sektörde kırılgan ve temkinli bir görünümün devam ettiğini göstermektedir.

Raporun sonuçlarını değerlendiren Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık, “Faaliyet Endeksi yaz aylarında kaydedilen yükselişin ardından sonbahar aylarında dengelenmiş, aralık ayında ise eşik değere oldukça yakın bir seviyede yatay seyrini devam ettirmiştir. Alt endekslerdeki sınırlı hareketliliğe paralel olarak Hazır Beton Endeksi, eşik değerin üzerine çıkamamıştır.​ Raporumuz, yıl sonunda inşaat faaliyetlerinin geçen yılın aynı dönemine kıyasla korunmuş olduğunu ortaya koymakla birlikte, güven ve beklenti tarafındaki gerileme sektörde kırılgan ve temkinli bir görünümün devam ettiğini göstermektedir.” dedi.

 

Ekonomik gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulunan THBB Başkanı Yavuz Işık, “TÜİK tarafından yayımlanan aralık ayı güven endeksi sonuçları, inşaat sektörüne ilişkin önemli ipuçları sunmaktadır. Aralık 2025’te inşaat sektörü güven endeksi sınırlı bir gerileme ile 84,5 seviyesine inerek (önceki ay 84,9), bir önceki aya kıyasla zayıflamış ve kötümser eşiğin altında kalmaya devam etmiştir. Bu durum, yılın son ayında sektörde güven algısının düşük kaldığına işaret etmektedir. Aynı dönemde ekonomik güven endeksi 99,5, hizmet sektörü güven endeksi 112,3 ve perakende ticaret sektörü güven endeksi 115,4 seviyelerinde gerçekleşerek inşaat sektörüne kıyasla belirgin biçimde daha yüksek güven düzeyleri sergilemiştir. Böylece, tüm sektörler içerisinde en düşük güven düzeyi yine inşaat sektöründe gözlenmiştir. Aralık ayında, tüketici kredi faiz haddinde görülen anlamlı düşüş henüz inşaat sektörüne yansımamıştır. Buna karşın, kamu tarafından yürütülen kentsel dönüşüm projeleri ve altyapı yatırımları, faaliyet endeksinde sınırlı da olsa pozitif seyrin korunmasına katkı sağlamaktadır. Genel görünüm itibarıyla, 2025 yılı sonunda inşaat sektörü üretim tarafında görece dirençli kalırken, güven ve beklenti cephesindeki kırılganlık sürmektedir. Önümüzdeki dönemde sektör performansının büyük ölçüde finansman koşullarındaki olası iyileşmeye ve makroekonomik istikrar beklentilerine bağlı olacağı değerlendirilmektedir.” dedi.


ForInvest Haber

Türkiye’de aktif dijital bankacılık müşteri sayısı 121 milyona dayandı

Türkiye’de aktif dijital bankacılık müşteri sayısı 121 milyona dayanırken, finans müşterisinin deneyim beklentisi de yeniden tanımlanıyor. Tüketicilerin bir kuruma güvenmesinde en belirleyici unsur veri güvenliği olurken, yasal denetim ve uyum kriteri de üst sıralarda yer alıyor. fzlPLUS Genel Müdürü Hüseyin Yerçok, “Finans müşterisi artık hızlı işlemlerin yanı sıra yasal düzenlemelerle uyumlu, güvenli ve kişiselleştirilmiş bir deneyim bekliyor. Bu beklentiye doğru yanıt veren kurumlar, çözüm hızında ve satış performansında ölçülebilir artışlar yakalıyor” dedi.

ForInvest Haber'e gönderilen açıklama şöyle:

Finans ve bankacılık sektörü, son beş yılda tarihinin en yoğun dijital dönüşüm dönemlerinden birini yaşadı. Şubesiz bankacılığın yaygınlaşması ve fintek ekosisteminin büyümesiyle birlikte, müşteriyle temasın ağırlık merkezi fiziksel kanallardan dijitale taşındı. Türkiye Bankalar Birliği’nin (TBB) Haziran 2025 tarihli verilerine göre, Türkiye’de aktif dijital bankacılık müşteri sayısı 121 milyona yaklaşırken, finans müşterisinin deneyim beklentileri de yeniden tanımlanıyor. Tüketicilerin bir kuruma duyduğu güvenin en belirleyici unsurları arasında veri güvenliği ilk sırada yer alırken, yasal denetim ve mevzuata uyum kriterleri de üst sıralarda konumlanıyor.¹

Bu ölçek mobil bankacılığın hızını ve konforunu Türkiye’de bir standart haline getirirken, müşterinin beklentisini ise tek bir eksende keskinleştiriyor: Dijital güven. 12 sektörde güven algısını ölçen 2025 Türkiye Dijital Güven Raporu, kullanıcıların bir kuruma güvenmesi için en kritik belirleyicilerin veri güvenliği (%76,4) ve yasal denetim/uyum (%73,4) olduğunu ortaya koyuyor.² Hızın standart hale geldiği bu yeni dönemde, müşteriler deneyimlerinin aynı zamanda güvenli, şeffaf, kolay ve kesintisiz olmasını istiyor.

Hız artık standart, yeni rekabet alanı “güvenli orkestrasyon”

Dijitalleşen bankacılık deneyimi daha esnek ve yenilikçi hale gelirken, temas noktalarının sayısı da artıyor. Müşterinin bir kanalda başlattığı yolculuğun başka bir kanalda tamamlanması, üçüncü taraf entegrasyonlarıyla süreçlerin parçalanması ve kimlik doğrulama beklentilerinin yükselmesi, deneyimin “uçtan uca tasarlanmasını” kritik hale getiriyor. Bu karmaşık tabloda müşteri deneyimini bütünleştirmeyi başarmak, süreci çoklu kanalda uçtan uca güvenli akışla yöneten bir yaklaşımla ele almayı gerektiriyor.

Sektörün içinden geçtiği güven odaklı dijitalleşme sürecine dikkat çeken fzlPLUS Genel Müdürü Hüseyin Yerçok, finansal deneyimde ibrenin hızdan güven ve bütünselliğe kaydığını vurguladı: “Mobilin baskın kanal olduğu bir dünyada, müşteri deneyimini tek başına uygulama hızıyla yönetmek artık mümkün değil. Müşteri bir sorun yaşadığında karşısında otomatik yanıtlar yerine; hızlı, yetkin ve gerçekten çözüm üreten bir destek yapısı görmek istiyor. Üstelik finans söz konusu olduğunda aynı zamanda yasal uyum, veri güvenliği ve denetlenebilirlik de bekleniyor.”

Bankacılık süreçlerini, yapay zekayı ve insan kaynağını tavizsiz uyum ve denetime açıklık prensibiyle tek bir merkezden yönetebilmenin kritik bir başarı faktörüne dönüştüğünü belirten Yerçok, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz bu yaklaşımı deneyim orkestrasyonu olarak tanımlıyoruz. Farklı kanallardaki tüm temasları tek bir deneyim akışında birleştiriyor, doğru adımı doğru zamanda doğru kanala ve ekibe yönlendiriyor, tüm süreci uçtan uca izlenebilir kılıyoruz. Böylece hız, güven ve kesintisizlik aynı deneyimde buluşuyor.”

Fuzul Akva Sigorta’da çözüm hızı ve satış performansı arttı

Bu yaklaşımın iş sonuçlarına etkisi, fzlPLUS’ın 2024 sonunda Fuzul Akva Sigorta için hayata geçirdiği dönüşüm projesinde ölçülebilir şekilde ortaya kondu. Artan müşteri hacmi ve düşen çözüm hızı nedeniyle başlatılan projede operasyon, fzlPLUS’ın Diyarbakır’daki entegre müşteri deneyimi merkezine taşındı. Dönüşümün ardından ilk yanıt ve tam çözüm süresi ¼ oranında düştü. Satış tarafında trafik branşında ürün penetrasyonu %200 artarak yaklaşık üç katına çıktı; yenileme prim performansı ise 2025’in ilk altı ayında bir önceki yılın toplamını yakaladı. Tekliften satın almaya dönüşüm oranı %33’ten %47’ye yükselirken, müşteri elde tutma oranında da %27 artış kaydedildi.

Kesintisiz omnichannel akış

Çok kanallı etkileşimleri tek platformdan uçtan uca yöneten müşteri deneyimi orkestrasyonu sunan fzlPLUS, omnichannel akışı kesintisiz kılan yapısını denetime hazır bir operasyon modeliyle tamamlıyor. Merkez Bankası BDDK, SPK, MASAK ve KVKK yükümlülükleri doğrultusunda kurgulanan bu model; çağrı, işlem, raporlama ve kayıt yönetimi süreçlerinde uçtan uca izlenebilirlik ve şeffaflık sağlıyor. Kurumların iç denetim, bağımsız denetim ve regülasyon denetimleri için talep ettiği bilgi, kayıt ve erişim logları da düzenli ve eksiksiz şekilde yönetiliyor.

Önümüzdeki dönemde ana trendin “kanal bağımsız ve kesintisiz deneyim” olacağını belirten Hüseyin Yerçok, konuyla ilgili değerlendirmesini şöyle tamamladı: “Müşteriler artık kanallar arasında kaybolmak istemiyor. fzlPLUS olarak "İnsandan İlham, Teknolojiden Güç" mottosuyla geliştirdiğimiz omnichannel deneyim orkestrasyonu ile tüm dağınık temas noktalarını güvenli, hızlı ve şeffaf bir deneyim akışında birleştiriyoruz. 100 yerli sermayesiyle finansal kuruluşların operasyonel verimliliğini ve dijital itibarını garanti altına alıyor, kurumlar için 'denetime açık, kesintisiz bir hizmet evreni' inşa ediyoruz.”


ForInvest Haber

*Japonya/Takaichi: Ekonomik güvenlik işbirliğini güçlendirmek için yollar aramaya devam etme konusunda mutabık kalındı