Geri Dön

Yatırım ve Foreks Haberleri

Listelenecek haber bulunamadı.

İran: ABD'nin vurduğu tesislerde patlamamış bombalar var
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD'nin hedef aldığı nükleer tesislerde patlamamış bombalar bulunduğunu belirterek Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile güvenlik protokolü oluşturulması gerektiğini söyledi.
 
Ajans Başkanı Grossi'ye özel bir prosedür bulunup bulunmadığını sorduğunu belirten Erakçi, ziyaretlerin güvenlik şartları netleştikten sonra yapılması gerektiğini ifade etti. ABD'ye güvenmediklerini dile getiren İranlı Bakan, "sıfır zenginleştirme" dayatmasını kabul etmeyeceklerini vurguladı.


ForInvest Haber

Hububat ihracatı Ocak ayında 929,5 milyon dolar oldu

Hububat ihracatı Ocak ayında 929,5 milyon dolar oldu.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından paylaşılan verilere göre; çikolata ve kakaolu ürünler, ayçiçek yağı, bisküvi ve gofret, şekerleme çeşitleri ile makarna ve buğday unu gibi temel gıda kalemlerini kapsayan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, Ocak ayında 929,5 milyon dolarlık ihracat yaptı. İhracatın miktar bazında geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 13,8 gerilediği bu dönemde, değer bazında yüzde 9,3’lük bir düşüş kaydedildi. En fazla ihraç edilen ürün 88,2 milyon dolar ile ayçiçek yağı olurken, birim fiyatlarındaki artışa bağlı olarak bu kalemde bir gerileme yaşanmadı. 86,2 milyon dolar ihracat ile çikolata ve kakao bazlı ürünler ikinci sırada yer alırken, onu 76,1 milyon dolar ihracat ile tatlı bisküvi ve gofretler takip etti. Sektörün bir numaralı ihracat pazarı Irak'a hububat ihracatı aylık bazda yüzde 34,3 gerileyerek 108,5 milyon dolar olarak kaydedildi. ABD pazarındaki büyümesini sürdüren sektör, yüzde 10 artış sağladığı bu ülkede 62,4 milyon dolara ulaştı.

“Gıda ticaretine yönelen Rus şirketlerle ile ortaklık imkanını önemsemeliyiz”

İhracat verileri ekseninde küresel gıda ticaretini etkileyen gelişmeleri yorumlayan TİM Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında Türkiye için büyük önem taşıyan Rusya ile ilgili değerlendirmelerde bulundu:

“Dünya tahıl üretimi ve ihracatında kilit bir aktör olan Rusya, tarımda yalnızca hammadde satan bir ülke olmaktan çıkarak, küresel gıda zincirinin daha yukarı halkalarına yerleşmeyi hedefleyen yeni bir stratejiye yönelmiş görünüyor. Rus şirketlerinin devlet desteğiyle yurt dışında buğday unu, ayçiçek yağı ve gıda işleme tesisleri kurmaya teşvik edilmeleri, Moskova’nın bu konuda kararlı olduğunun bir işareti. Rusya’nın doğrudan üçüncü ülkeler için katma değerli ürün üreten bir oyuncu olma arzusunun arkasındaki temel nedenler ise ekim alanları sürekli genişlemesine rağmen, baskılanan fiyatlar nedeniyle tarımsal karlılığın gerilemesi ve hububat ekiminden uzaklaşan çiftçilerin yağlı tohum üretimine yönelmesi… Türkiye güçlü sanayi altyapısı ile bugüne kadar DİR kapsamında buğday, ham ayçiçeği yağı ve mısır gibi ithal girdileri katma değerli ürünlere dönüştürerek uluslararası pazarlara sunan bir ülke oldu. Türk gıda sanayiine önemli bir rekabet avantajı sağlayan bu ilişkide, Rusya’nın kendi şirketlerini yurt dışında değirmencilik ve işleme yatırımlarına yönlendirmesi sonrası ikinci bir faza geçebiliriz. Rusya’nın yurt dışı işleme yatırımlarıyla pazarlara doğrudan girmeye başladığı bir ortamda, hem alternatif tedarik kaynaklarını stratejik biçimde güçlendirmeli hem de yüksekliği nedeniyle atıl kalabilen kapasitelerimiz için de Rus şirketlerle ortaklıkları önemsemeliyiz.”

“Hindistan’la iş birlikleri de yeni fırsatlar yaratabilir”

Rusya’nın Çin ve Hindistan gibi büyük pazarlarla derinleşen ilişkilerine dikkat çeken ve AB–Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması’nın küresel ticaret üzerindeki muhtemel etkilerini, gıda sektörü adına değerlendiren Tiryakioğlu şunları ifade etti:

“Türkiye’nin AB’ye gerçekleşen gıda ihracatı kotalarla sınırlı olduğundan, bu anlaşmanın AB’ye yaptığımız hububat ihracatımıza önemli bir etkisi olmayacaktır. Hindistan’ın küresel ihracat lideri olduğu pirincin hassas tarım kalemi olarak kapsam dışında tutulması, bu ürünün AB pazarına sınırsız ve gümrüksüz şekilde girmesinin önünü kapıyor. Dolayısıyla Hindistan’dan AB’ye yönelik şimdilik bir ‘pirinç seli’ beklenmiyor. Ancak anlaşmanın dolaylı etkileri olacaktır. Hindistan bugün yılda yaklaşık 12 milyar dolarlık pirinç ihraç eden, buna karşılık dünya genelinden 5 milyar doların üzerinde bakliyat ithal eden bir ülke. Yani bazı ürünlerde fiyat belirleyici bir tedarikçi, bazı ürünlerde ise büyük bir alıcı… AB ile yapılan bu anlaşma Hindistan’ın yatırım çekme kapasitesini, tarımsal sanayi altyapısını ve küresel ticaretteki ağırlığını daha da artıracaktır. Bu da Hindistan’ı sadece ham ürünlerde değil, işlenmiş gıda ve katma değerli tarım ürünlerinde de güçlü bir oyuncu haline getirecektir. Hindistan’ın gıda üretiminde daha istikrarlı, daha ölçekli ve rekabetçi bir tedarikçi haline gelmesi, özellikle Ortadoğu, Afrika ve Asya gibi pazarlarda fiyat ve hacim rekabetini sertleştirebilir. Hububat sektörü ihracatımızın yıllık ortalama 45 milyon dolar olduğu Hindistan ile kuracağımız yeni iş birlikleri, iki ülke için de kazan kazan anlamına gelen önemli fırsatlar yaratabilir.”


ForInvest Haber

Turizm yatırımlarının yeni dönemi İstanbul’da konuşulacak

Turizm yatırımlarının yeni dönemi İstanbul’da konuşulacak.

ForInvest Haber'e gönderilen açıklama şöyle:

Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) ev sahipliğinde; T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ile Türkiye Turizm Tanıtma ve Geliştirme Ajansı desteği, Türkiye İş Bankası ana sponsorluğunda düzenlenecek Tourism Investment Forum (TIF) 2026, küresel turizmin yatırım gündemini İstanbul’da buluşturuyor. Forum, iki gün boyunca turizm ekosisteminin kamu, finans, yatırım, gayrimenkul ve konaklama ayaklarında önde gelen tüm ulusal ve uluslararası temsilcilerini aynı platformda bir araya getirecek.

TIF 2026, küresel turizm ve seyahat sektörünün güçlü bir gelişim trendi yaşadığı, başta Suudi Arabistan, Mısır, İtalya olmak üzere rakip ülkelerde önemli atılımların yapıldığı bu kritik dönemde, Türkiye turizminin daha da güçlenmesi ve gelişimi için stratejik bir önem taşıyor.

TIF 2026; oturumlar, keynote konuşmaları ve sektör görünümüne ilişkin özel sunumlarla birlikte 30’a yakın içerik bölümünden oluşuyor. Forum bu kapsamıyla, İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, Dünya Turizm ve Seyahat Konseyi Başkanı ve CEO’su Gloria Guevera Manzo, İtalya Ulusal Turizm Kurulu Başkanı Alessandra Priante gibi isimler de dahil olmak üzere 100’den fazla konuşmacı ve moderatörü ağırlayacak. Forum’da finans, konaklama, seyahat ve pazarlama dünyasının liderleri turizmde büyümenin niteliğini artıracak yatırım kararlarını, finansman koşullarını ve yeni ürün kategorilerini iki gün boyunca ele alacak.

Küresel ölçekte turizm ekonomisi, pandemi sonrası toparlanmayı kalıcı büyümeye çevirerek yeni bir zirveye taşınıyor. UN Tourism’in World Tourism Barometer verileri; 2024’te yaklaşık 1,4 milyar varışla sektörün pandemi öncesi düzeye yeniden yaklaştığını ve 2025’te 1,52 milyar varışla bir önceki yıla göre %4 artarak yeni bir zirveye çıktığını ortaya koyuyor.

WTTC’nin ekonomik etki çalışmaları ise seyahat ve turizmin 2024’te küresel ekonomiye 10,9 trilyon ABD doları katkı sağladığını ve 357 milyon istihdamı desteklediğini gösteriyor. Önümüzdeki on yıla ilişkin projeksiyonlarda, sektörün 2035’te küresel ekonomiye katkısının 16,5 trilyon ABD dolarına, istihdamın ise 462 milyon kişiye ulaşacağı öngörülüyor. Bu da altyapı, finansman, ürün çeşitliliği ve insan kaynağı gibi alanlarda yeni bir yatırım döngüsünü zorunlu kılıyor.

Türkiye’de de büyümenin yönü yalnızca hacmi artırmak değil; kişi başı getiriyi, ürün kalitesini ve yatırımın çarpan etkisini güçlendirmek olarak şekilleniyor. Sınır giriş istatistiklerine göre Türkiye’yi ziyaret eden toplam ziyaretçi sayısı 2015’te 41,6 milyon iken 2025’te 63,9 milyona yükselmiş durumda. Aynı dönemde turizm geliri 2015’te 31,5 milyar ABD dolarından 2025’te 65,2 milyar ABD dolarına çıkarak yaklaşık %107 arttı. Böylece 10 yılda ziyaretçi hacmi yaklaşık %54 büyürken, ziyaretçi başına ortalama gelir de yaklaşık 757 ABD dolarından yaklaşık 1.020 ABD dolarına yükselerek değer üretiminin güçlendiğine işaret ediyor. Bu tablo, ölçek büyümesinin güçlü biçimde devam ettiğini; ancak büyümeyi kalıcılaştırmak için odağın giderek daha fazla değer üretimi (yüksek katma değerli ürünler, deneyim ekonomisi, markalaşma ve çeşitlendirme) tarafına kayması gerektiğini de açık biçimde gösteriyor.

Önümüzdeki dönemde büyümeyi sürdürülebilir kılmak; finansmana erişim, yeni yatırım modelleri ve destinasyon değer zincirinin (ulaşım, konaklama, deneyim, perakende, kültür-sanat) birlikte ele alınmasını gerektiriyor. Orta Vadeli Program (2026–2028) ise bu dönüşümü makro çerçevede sayısallaştırıyor: GSYH’nin 2026’da 1,658 trilyon ABD dolardan 2028’de 1,886 trilyon ABD dolara yükselmesi öngörülürken, turizm gelirlerinin 2026’da 68 milyar ABD dolardan 2028’de 75 milyar ABD dolara çıkması bekleniyor. Bu patika, turizm gelirlerinin GSYH’ye oranının yaklaşık %4 bandında yatay seyrettiğine işaret ediyor.

TIF 2026, tam da bu eşikte; geçmiş on yılda gerçekleşen büyümeyi, önümüzdeki on yılın rekabet parametrelerine taşıyacak yatırım başlıklarını odağına alıyor. Program; küresel ekonomi ve finans görünümünün turizm yatırımları üzerindeki etkisinden, otel ve karma kullanım (mixed‑use) projelerine, yatırım ve işlem finansmanından, katılım bankacılığı ve alternatif kaynaklara, havacılık bağlantısından deniz turizmi ve marinalara, markalaşma, yaratıcılık ve pazarlama etkinliğinden, kongre‑etkinlik ve spor turizmi deneyimlerine kadar geniş bir çerçevede oluşuyor.

TTYD Başkanı Oya Narin tarafından açılışı yapılacak formun ilk gününde; WTTC CEO & Başkanı Gloria Guevara Manzo küresel turizm yatırım gündemine ilişkin stratejik perspektifini paylaşacak. Büyüme, dayanıklılık ve geleceğe hazırlık ekseninde kurgulanan liderler oturumu ise farklı coğrafyalardan kamu ve sektör temsilcilerini aynı masada buluşturacak. Oturumda; küresel ekonomi ve finans görünümü, turizm yatırımları odağında risk ve fırsatlarıyla birlikte değerlendirilecek.

Forumun oturumları, yatırım kararlarının temel belirleyicileri olan finansman maliyeti ve sermaye yapısından başlayarak; otel yatırımlarında marka stratejileri, yerli marka gelişimi, işletme ve yatırım finansmanı, varlık yönetimi ve yatırımcı beklentilerine uzanan bir çizgide ilerleyecek. Turizmde değer yaratımının giderek ‘deneyim’ üzerinden tanımlandığı yeni dönemde; tasarım, mimari, kültür‑sanat ve yaratıcı endüstriler üzerinden destinasyon hikâyesi inşa etme, pazarlama etkinliği ile yetenek ve insan kaynağı gündemi de programın ana başlıkları arasında yer alacak.

İkinci gün ise erişilebilirlik ve mobiliteyi odağa alan havacılık oturumlarının yanı sıra; wellness ‑ longevity yatırımları, sürdürülebilir turizm dönüşümü, deniz turizmi ve marina yatırımları, etkinlik/kongre mekân ekonomisi ve spor deneyimlerinin yeni yatırım alanları gibi temaları gündeme taşıyacak. Tur operatörleri, seyahat acenteleri ve dijital platformların değişen rolü de sektörün dağıtım kanallarındaki dönüşümü tartışmaya açacak.

TTYD tarafından TIF 2026 öncesi düzenlenen basın toplantısı, 6 Şubat Cuma günü The Marmara Taksim Oteli’nde gerçekleşti. Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği adına Başkan Oya Narin, Yönetim Kurulu Üyeleri Şerife Ercantürk, Mehmet Göçen, Erdem Tavas, İcra Kurulu Üyesi Ece Demirpençe ve Genel Sekreter Dr. Öykü Korkmaz’ın katıldığı toplantıda; turizm sektörü ve yaklaşan Turizm Yatırım Formu ile ilgili açıklamalarda bulundu.

TTYD Başkanı Oya Narin, TIF 2026’ya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:

“Türkiye turizmi artık yalnızca hacimle değil; değer, kalite ve dönüşümle rekabet ediyor. TIF 2026’da yatırımın finansmanından yeni ürün kategorilerine, markalaşmadan deneyim tasarımına uzanan geniş bir gündemi; kamu ve özel sektörün ortak aklıyla ele alacağız. Amacımız, Türkiye’nin son 10 yılda büyüyen turizm kapasitesini önümüzdeki dönemin yatırım diliyle güçlendirmek ve sürdürülebilir şekilde değer üretmek.

Bugün Türkiye, dünyada önde gelen turizm ülkeleri arasında. Ancak geldiğimiz noktada Türk turizminin yeniden konumlandırmaya, yeniden bir turizm hamlesine ihtiyacı var. Zira klasik rakiplerimiz de büyümeye devam ediyor. İspanya 2025 yılını tarihin en yüksek ziyaretçi sayısıyla, 143.9 milyon ziyaretçiyle kapattı. İtalya’nın 2025’teki yabancı ziyaretçi sayısı ise bir önceki yıla göre yüzde 8.7 artarak 104 milyon kişiye ulaştı. İspanya bu ziyaretçileri 1.2 milyon otel yatağı, 440 bin turistik rezidans yatağı, 148 bin kırsal turizm tesisi yatağı ve 276 bin kamping yatağında ağırlıyor. Bunların dışında Suudi Arabistan ve Mısır gibi çevre ülkelerin kapsamlı turizm hamleleri göz önüne alındığında önümüzdeki 10-15 seneyi kapsayacak ve turizmde bulunduğumuz konumu daha yükseklere taşımak için bir plana ihtiyacımız var.

Bu planları çok boyutlu olarak ve özellikle de finans ve markalaşma tarafında bugüne kadar olduğu gibi küresel oyuncularla iş birliği içerisinde şekillendirmemiz gerekiyor. 2023 yılında yapılan bir araştırmaya göre Ülkemizde 67 zincir ve grup oteli mevcut ve bu zincirler dahilinde 722 tesis ve toplam 157.000 oda var. Bu tesislerin hem yerli hem de yabancı ayaklarının ülkemizde gelişerek işletme verimliliğini ve pazarlama gücünü yukarılara çekmemiz gerekiyor.

WTTC raporları; küresel turizm ve seyahat ekosisteminin 2035 yılında %50’ye yakın bir artışla 16.5 trilyon dolara ulaşacağını öngörüyor. Küresel turizmdeki bu büyüme trendi paralelinde Suudi Arabistan, BAE sermayesi ile Mısır önemli yatırımlar başlattı. İspanya, Yunanistan, İtalya turizme odaklı önemli hamleler yapıyorlar. Bu kritik dönemde TİF 2026, bu açıdan da stratejik bir sorumluluk üstleniyor.

Bu çerçevede geldiğimiz noktada iddiamızı korumak ve yerimizi daha da yukarılara taşımak için Dünyayla entegre olmamız gerekiyor. İşte tam da bu yüzden 2020 yılında Ülkemizin saygınlık uyandıran uluslararası düzeyde bir imza organizasyonunu yaratmak hedefiyle Turizm Yatırımları Forumu’nu organize etmeye başladık ve bu yıl 5’incisini gerçekleştiriyoruz. Bu organizasyon, her yıl daha da güçlenerek bu bugünkü seviyesine ulaştı ve geçtiğimiz yıl TİF’e 750'den fazla uluslararası katılımcı; yatırımcı, otel markası, işletmeci, finans kurumu, banka ve fon temsilcisi katıldı. Bu şekilde TIF uzun vadeli bir proje olarak uluslararası düzeyde en önemli 2-3 yatırım organizasyonundan biri haline geldi. Küresel arenada gördüğü bu itibarla TİF’i her yıl organize etmeye devam edeceğiz. ”

TIF 2026, iki gün boyunca gerçekleştireceği oturumlarla; yatırımcılar, finans kurumları, geliştiriciler, küresel otel markaları, kamu temsilcileri ve sektör liderlerini aynı zeminde buluşturarak, Türkiye’nin turizm yatırımlarında yeni dönem önceliklerine ilişkin ortak bir vizyon oluşturmayı hedefliyor.


ForInvest Haber

Şişecam’da Pazarlama Genel Müdür Yardımcılığı görevine atama yapıldı

Şişecam’da Pazarlama Genel Müdür Yardımcılığı görevine atama yapıldı.

ForInvest Haber'e gönderilen açıklama şöyle:

Şişecam'ın Pazarlama Genel Müdür Yardımcılığı görevine, global pazarlarda geniş liderlik deneyimine sahip olan Yılmaz Erceyes atandı. Erceyes, ürünleriyle 150’den fazla ülkeye ulaşan Şişecam’ın katma değerli ürünlerini doğru pazarlarda doğru müşterilerle buluşturma vizyonuna liderlik edecek. Yeni göreviyle birlikte Şişecam’ın müşteri odaklı stratejik önceliklerinin hayata geçirilmesi ve sürdürülebilir kârlı büyümenin hızlandırılması süreçlerini yönetecek.

Profesyonel kariyerine 2002 yılında Procter & Gamble bünyesinde Belçika’da mühendislik ve proses kontrol görevleriyle başlayan Yılmaz Erceyes, 2004 yılı itibarıyla marka yönetimi alanına geçerek farklı ürün grupları için Avrupa ülkelerinden sorumlu liderlik pozisyonlarını üstlendi. 2015 yılında Premier Foods’a katılan Erceyes, Pazarlama ve Kategori Direktörlüğü görevlerinin ardından 2019’da Pazarlama ve Büyümeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak atandı. Bu dönemde şirketin pazarlama, inovasyon, araştırma & geliştirme, müşteri analitiği, birleşme, satın alma ve yeni girişimlerinden sorumlu olup, şirketin 10 yıllık stratejik büyüme planında liderlik rolü üstlendi. Yılmaz Erceyes, 2 Şubat 2026 itibarıyla Şişecam’da Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı olarak görevine başladı.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Gıda Mühendisliği ve Kimya Mühendisliği alanlarında çift anadal yaparak her iki bölümden de birincilikle mezun olan Yılmaz Erceyes, University of Illinois at Urbana-Champaign’de de Kimya Mühendisliği alanında eğitim gördü. 2015 yılında London Business School’da Executive Leadership Development programını tamamladı. Hızlı tüketim ürünleri (FMCG) sektöründe pazarlama, satış ve operasyon alanlarında kapsamlı uzmanlık ve üst düzey liderlik tecrübesine sahip olan Erceyes, Şişecam’da müşteri içgörüsüne dayalı pazarlama stratejileriyle katma değerli ürünlerin payını artırmayı ve sürdürülebilir kârlı büyümeye ivme kazandırmayı hedefliyor.


ForInvest Haber

ING Türkiye’nin 2025 yıl sonu net kârı 1,8 milyar TL oldu

ING Türkiye’nin 2025 yıl sonu net kârı 1,8 milyar TL oldu.

ForInvest Haber'e gönderilen açıklama şöyle: 

ING Türkiye, 2025 yıl sonu konsolide finansal sonuçlarını açıkladı. Dijitalleşmeyi stratejisinin merkezine alan ING Türkiye’nin, 2025 yıl sonu itibarıyla konsolide aktif büyüklüğü 279,6 milyar TL, özkaynak tutarı ise 24,2 milyar TL seviyesine ulaştı. ING Türkiye Genel Müdürü Alper Gökgöz, Türkiye’nin en sevilen dijital bankası olma hedefi doğrultusunda yatırımlarını kararlılıkla sürdürerek ekonomiye katkı sağlamaya devam ettiklerini belirterek, “Teknolojinin hızını bankacılığın güveniyle birleştiren global marka gücümüzle, somut müşteri faydası yaratan yenilikleri hayata geçiriyoruz. Bu kapsamda masrafsız bankacılık anlayışımız doğrultusunda önemli bir adım atarak ING Mobil üzerinden gerçekleştirilen EFT, havale ve FAST işlemlerini tamamen ücretsiz hale getirdik” dedi.

Türkiye’nin en sevilen dijital bankası olmayı hedefleyen ING Türkiye, 2025 yıl sonu konsolide finansal sonuçlarını açıkladı. Dijitalleşmeyi stratejisinin merkezine alan ING Türkiye’nin 2025 yıl sonu aktif toplamı 279,6 milyar TL, net kârı ise 1,8 milyar TL oldu. Yıl sonu itibarıyla özkaynakları 24,2 milyar TL, sermaye yeterlilik oranı ise yüzde 18,7 olarak gerçekleşen ING Türkiye, 2025 yılında ekonomiye 148,3 milyar TL’si nakdi olmak üzere toplam 177,6 milyar TL’lik kredi desteği sağladı. ING Türkiye’nin mevduat büyüklüğü ise 181,2 milyar TL’ye yükseldi.

Alper Gökgöz: Dijitalleşme odağımız ve güçlü sermaye yapımız sayesinde ekonomiye katkı sağlamayı sürdürdük.

Finansal sonuçlara ilişkin değerlendirmede bulunan ING Türkiye Genel Müdürü Alper Gökgöz, “2025 yılında küresel ekonomide jeopolitik gelişmeler, para politikaları ve küresel ticaret dinamikleri öne çıkarken, Türkiye’de ise enflasyonla mücadele kapsamında atılan adımlar ve finansal istikrarı destekleyen uygulamalar belirleyici oldu. Biz de bu dönemde Türkiye’nin en sevilen dijital bankası olma hedefimiz doğrultusunda yatırımlarımıza kararlılıkla devam ettik. Dijitalleşme odağımız ve güçlü sermaye yapımız sayesinde ekonomiye katkı sağlamayı sürdürdük. Bir önceki yıl sonuna göre mevduatta yüzde 39, aktif büyüklüğümüzde yüzde 40 oranında artış sağlarken ülke ekonomisine sunduğumuz kredi desteğini yüzde 42 oranında artırarak finansmana erişimi destekledik. Ayrıca sürdürülebilir finansmanı da önceliklendirerek, ING Grubu olarak bu sene Türkiye odağında, koordinasyonunu sağlayarak veya aracılık ederek 3 milyar Euro’dan fazla sürdürülebilir finansmana destek olduk” dedi.

Masrafsız bankacılık anlayışımızla EFT, Havale ve FAST işlemlerini tamamen ücretsiz hale getirdik.

Dijitalleşmeyi merkeze alarak teknoloji odağında yatırımlarını sürdürdüklerini ifade eden Gökgöz, “Teknoloji platformumuzu yeniledik, dijital kanallarımızı güçlendirdik. Bu yatırımlar sayesinde müşterilerimizin bankacılık işlemlerini daha hızlı, kolay ve pürüzsüz şekilde gerçekleştirmelerine imkân tanıyoruz. Teknolojinin hızını, bankacılığın güveniyle birleştiren global marka gücümüzle somut müşteri faydası yaratan yenilikleri hayata geçiriyoruz. Bu kapsamda masrafsız bankacılık anlayışımız doğrultusunda önemli bir adım atarak ING Mobil üzerinden gerçekleştirilen EFT, havale ve FAST işlemlerini tamamen ücretsiz hale getirdik. Türkiye’de her gün 17 milyondan fazla dijital para transferi işlemi yapılıyor; bu görünmez maliyeti ortadan kaldırmak müşterilerimizin refahına doğrudan katkı sağlıyor. Bu yeniliğimizle müşterilerimizi masraf derdinden kurtarıyoruz” diye belirtti.

Turuncu Hesap’ın hacmini büyüttük, gençlere özel ürünler hayata geçirdik.

Müşterilerinin birikimlerini büyütmeyi ve yatırımı herkes için erişilebilir kılmayı önceliklendirdiklerini belirten Gökgöz, “ING Mobil yatırım altyapımızı yenileyerek yatırım yolculuğunu daha sade ve kullanıcı dostu hale getirdik. GNZ Fon ve Turuncu Genç Hesap gibi yenilikçi ürünlerimizle özellikle gençlerin tasarruf ve yatırım alışkanlıklarını destekledik. Vade derdi olmadan birikim yapma imkânı sunan ve Hiç Bitmeyen Hoş Geldin Faizi özelliğiyle öne çıkan Turuncu Hesap’ın hacmini bir önceki yılın sonuna göre %150 oranında artırdık” dedi.

ING, yeni iş kuranların ilk adımlarından itibaren yanında yer alıyor.

ING Türkiye, yeni kurulan şahıs işletmelerine masrafsız bankacılık ve yüksek günlük faiz fırsatı sunuyor. Bu kapsamda yeni kurulan işletmeler, 7/24 ücretsiz EFT, havale ve FAST yapabiliyor. Ayrıca, ilk kez İşim İçin Turuncu Hesap açan işletmeler, kuruluşlarının ilk yılı boyunca 2 milyon TL’ye kadar güncel Hoş Geldin Faizi ile yüksek günlük kazanç elde edebiliyor. Ücretsiz e-Belge hizmeti ve avantajlı POS çözümleri ile işlerini daha kolay ve verimli yönetebiliyor.


ForInvest Haber