Geri Dön​

Yatırım ve Foreks Haberleri

Listelenecek haber bulunamadı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır: Türkiye 2027'de kendi roketiyle kendi uydusunu uzaya gönderecek

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye'nin 2027 sonunda Şimşek-1 ile kendi uydusunu uzaya göndermeyi hedeflediğini belirterek, "Türkiye artık kendi roketiyle kendi uydusunu uzaya gönderen bir ülke haline gelecek." dedi.

ForInvest Haber'e gönderilen açıklama şöyle:

Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen dünyanın en büyük uzay zirvesi 77. Uluslararası Uzay Kongresi'nin (IAC 2026) son gününde Halk Günü programı gerçekleştirildi. Antalya'daki NEST Kongre ve Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilen program kapsamında, "Gelecek Burada Başlıyor: Teknoloji, Uzay ve Yeni Nesil" konulu panel düzenlendi.

Halk Günü kapsamında Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile BAYKAR Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, gençler ve teknoloji meraklılarıyla bir araya gelerek Türkiye'nin uzay, teknoloji ve sanayi alanlarında hayata geçirdiği millî projelerin önemini anlattı.

Anadolu Ajansı (AA) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz'ün moderatörlüğünde gerçekleştirilen panele vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.

Bakan Kacır, burada yaptığı konuşmada, kritik alanlarda kendi imkân ve kabiliyetleriyle, kendi insan kıymetiyle ileri teknoloji sistemleri, ürünleri geliştiren, üreten ve bunları rekabetçi şekilde dünyaya sunabilen bir ülke olarak uzay bilimi ve teknolojilerinin stratejik bir alan olduğunu vurguladı.

Kacır, konuşmasında şunları kaydetti:

PEK ÇOK TEŞEBBÜS AKAMETE UĞRADI: Türkiye bu alanda aslında çok daha önce bazı çalışmalar yapmayı arzu etmiş. Bundan 50-60 yıl gerisine gittiğimizde bu salondaki gibi genç arkadaşlarımızın genç yaşlarda kurdukları füze kulüplerini görürüz. Bandırma Füze Kulübü'nde gencecik insanların gökyüzüne, semaya, fezaya roketler fırlattığı yıllara bu ülke şahit olmuş. Fakat maalesef bu çabalar aynı dönemlerdeki pek çok teşebbüs gibi akamete uğramış. İstenen, arzulanan desteği görmemiş ya da engellenmiş. 80'Ler merhum Cumhurbaşkanımız Turgut Özal'ın başbakanlık yaptığı dönemler, rahmetli Özal vizyonel bir lider, Türkiye'nin gelecekte sahip olacağını ümit ettiği uyduların yörünge hakları ile ilgili anlaşmalar yapan, eş zamanlı olarak da bu uyduları Türkiye yerli ve milli olarak geliştirmeli, üretmeli, bu alanda mühendislik kabiliyeti ortaya koymalı diyen bir lider ve bu hedef doğrultusunda 80'lerde Orta Doğu Teknik Üniversitesi kampüsünün içerisinde bir Uydu Teknolojileri Araştırma Merkezi kurmuş. Fakat 80'li yıllar ve sonrasında 90'lı yıllar Türkiye'nin maalesef siyasi ekonomik istikrarsızlıklarla heba ettiği, adeta ıskaladığı dönem ve 2000'li yıllarda Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın iradesiyle Türkiye her alanda olduğu gibi bu alanda da uzay bilim ve teknolojilerinde de muazzam bir yükseliş kaydetti.

TÜRKİYE BAŞKA BİR LİGE YÜKSELDİ: BİLSAT, RASAT, GÖKTÜRK uyduları sonra sizlerin ifade ettiği gibi 2023'te metre altıçözünürlüklü yer gözlem uydumuz İMECE, 2024'te GEO Milli Haberleşme Uydumuz TÜRKSAT 6A ile birlikte Türkiye bu alanda başka bir lige yükseldi. TÜRKSAT 6A Türkiye'nin dünyada kendi haberleşme uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri olmasını sağladı. Bu her iki uyduda da yerlilik oranımız %80'in üzerinde gerçekleşti. Tüm yazılımları yerle yapmanın yanında kritik donanımların büyük çoğunluğunu da kendi insan kaynağımızla kendi altyapılarımızla TÜBİTAK UZAY, ASELSAN, TUSAŞ ve diğer paydaşlarımızın iş birliğiyle hayata geçirmeyi başardık.

2027 YILININ İLK AYLARINDA AY'A GİTMEYE HAZIRLANIYOR: 2018 yılının sonunda kurulmuş Türkiye Uzay Ajansı hızla 2030 hedefleri doğrultusunda bir Milli Uzay Programı hazırladı ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan 2021 Şubat ayında bu programı bütün dünyaya duyurdu. Türkiye'nin daha iddialı hedefler ortaya koyduğu, teknolojide bir sıçrama gerçekleştirmemizi mümkün kılacak projeleri başlattık. Bunlardan biri Ay programıydı. O gün bu hedefi ortaya konduğunda pek çokları için gerçekçi görülmemişti ama şimdi Türkiye kendi geliştirdiği Ay uzay aracıyla 2027 yılının ilk aylarında Ay'a gitmeye hazırlanıyor. Ve bunu da yüzde 87 yerlilikle başardık. Bu Türkiye'ye hep yeni kabiliyetler kazandıracak. Derin uzayda kendi geliştirdiğimiz teknolojileri test edeceğiz. Kendi hibrit roket teknolojimizi derin uzayda tarihçelendireceğiz ve bunu başaran ilk ülke olacağız. Aynı zamanda yörünge operasyonları gerçekleştirecek ve Ay'a iniş provaları yapacağız ki bu programın devamında Ay'a yumuşak iniş gerçekleştirerek uzay araçlarıyla Ay yüzeyinde araştırmalar yapmayı sürdüreceğiz.

SOMALİ'DE UZAY LİMANI: Daha büyük hedefleri var bu ülkenin. Uzaya tam bağımsız erişim Türkiye'nin en önemli stratejik hedeflerinin başında geliyor. Bunun için bir uzay limanına sahip olmanız ve fırlatma araçlarını kendi imkanlarınızda geliştiriyor, üretebiliyor olmanız lazım. Biz bunu Allah'ın izniyle başaracağız. Daha büyük hedefleri var bu ülkenin. Uzaya tam bağımsız erişim Türkiye'nin en önemli stratejik hedeflerinin başında geliyor. Bunun için bir uzay limanına sahip olmanız ve fırlatma araçlarını kendi imkanlarınızda geliştiriyor, üretebiliyor olmanız lazım. Biz bunu Allah'ın izniyle başaracağız. Somali'de, ekvatora çok yakın bir noktada bir uzay limanı kuruyor Türkiye. Türkiye'ye tahsis edilmiş dev bir alanda Türkiye hem kendi roketlerini, füzelerini fırlatabileceği hem de dünyada giderek artan talebe cevap verebileceği bir Uzay Limanı inşa ediyor. İnşallah Somali'deki Uzay Limanı'mızla birlikte tabi ekvatora yakın olmasını sağladığı avantajlar var. Hem daha az maliyetle uzaya erişim imkânı var hem de o bölgedeki trafiğin daha seyrek olması sayesinde çok daha fazla fırlatma ve test yapma imkânı olacak. Dolayısıyla Somali Uzay Limanı Türkiye'nin tam bağımsız uzaya erişimi için çok önemli bir aşama olacak.

ŞİMŞEK-1 İLE 2027'DE UYDU FIRLATMA HEDEFİ: Özellikle ROKETSAN eliyle hayata geçirdiğimiz Şimşek-1, Şimşek-2 projeleri de kendi füzelerimizle, kendi uydularımızı göndermenin önünü açacak. Şimşek-1, 2027 yılının sonunda 400 kilogramlık faydalı yükü 550 kilometreye HÜRSAT uydusunu bırakacak ve Türkiye artık kendi roketiyle kendi uydusunu uzaya gönderen bir ülke haline gelecek. Bütün bunlar Türkiye'ye hem stratejik kabiliyetler kazandıracak hem de büyük ekonomik kazanımlar sağlamış olacak.

YEPYENİ FIRSATLAR DOĞUYOR: Allah'ın izniyle gayret edersek, çalışırsak nasıl savunma sanayinde, havacılıkta Türkiye, bütün dünyanın dikkatle takip ettiği, dostlarımızın güven hissettiği, hasımlarımızın endişeyle izlediği büyük başarılara imza atmışsa uzayda da uzay teknolojilerinde de benzer bir başarı hikayesini Selçuk Bey'in de ifade ettiği gibi teknofest kuşağının öncülüğünde Türkiye hep birlikte yazacak. Bu mümkün. Çünkü bu alanda da yepyeni fırsatlar doğuyor, doğmaya devam edecek. Merhum Başbakanımız Necmettin Erbakan, teknoloji geriden gelenler için rahmettir diye bir tarifte bulunuyor. Bu şu demek, yani her ne kadar başkaları sizin önünüzde olsa da teknolojinin ortaya çıkardığı yeni fırsatları, yenilikleri yakalamayı başarır ve bu yeniliklere yönelik adımlarınızı hızlandırırsanız öne geçme ihtimaliniz, imkânınız doğacaktır.

1 TRİLYON 800 MİLYAR DOLARI AŞAN UZAY EKONOMİSİ BEKLENİYOR: Uzayda da benzer bir dönem yaşanıyor. Buna yeni uzay, New Space diyorlar malumunuz. Bu dönemde artık büyük kamu programlarından, projelerinden daha çok yeni nesil teknoloji şirketlerinin farklı alanlarda gelişen teknolojileri uzay sahasına taşımasıyla ortaya çıkan sistemler, ürünler ve hizmetler ortaya çıkıyor. Bu sayede küresel uzay ekonomisi muazzam bir hızla büyüyor. Bakın sadece son 10 yılda küresel uzay ekonomisinin büyüklüğü 344 milyar dolardan 686 milyar dolara yani neredeyse iki katına yükselmiş. Ve gelecek 10 yılda bu büyümenin daha da hızlanacağı görülüyor. Bir sonraki 10 yılda bu kez 1 trilyon 800 milyar doları aşan bir uzay ekonomisi bekleniyor. Çünkü uzay ifade etmeye çalıştığım gibi farklı teknolojilerle çarpan etkisi oluşturacak hizmetlerin ve ürünlerin geliştirilebildiği bir alana dönüşüyor.

YAPAY ZEKÂYLA HABERLEŞEN UYDULAR: Yapay zekâ uzayda yeni pencereler açıyor. Yapay zekâyla haberleşen uydular, iletişim kuran sistemler yeryüzündeki ürünlere, hizmetlere değer katıyor ve böylelikle aslında yeni nesil teknolojik girişimleri için büyük fırsatlar ortaya çıkıyor. Biz de Milli Uzay Programımızda bunu çok önceliklendirdik ve önemsedik ve 2021'den bu yana da bu alanda muazzam bir ekosistem inşa etmeye başladık. Evet, belki henüz savunma sanayindeki gibi 4000 şirketimiz yok ama Türkiye'nin doğrudan uzay alanında çalışan 20 ARGE merkezi ve teknoparklarında uzay teknolojilerine yönelik inovasyon yapan 310 şirketi var bugün. Birkaç sene önceye gittiğimizde bu sayılar henüz 20'li rakamlardaydı. Şimdi 330 şirketten bahsediyoruz ve bu etkinliklerle birlikte, bütün bu çalışmalarla birlikte bu hızla binli rakamların üzerine çıkacak ve bu iddialı projelerin her birinde Türk özel sektörünün, yeni nesil teknoloji girişimlerinin, Teknofest'in roket yarışmalarından, uydu yarışmalarından, Doğan teknoloji girişimlerinin oynadıkları payla rolle Türkiye kendi fırsatlarını inşa etmeyi başaracak.

İNSANLI UZAY MİSYONLARI: İnsanlı uzay misyonlarına başladık. Burada astronotlarımız da var. Uluslararası Uzay İstasyonu'nda Alper Gezer Avcı Türk bilim insanlarının araştırmalarını uzay ortamında gerçekleştirdi. 2021 yılından bugüne. Türkiye 40 bin bilim insanı ve araştırmacıyı uzay projelerinde desteklemiş. Aslında dev bir ekosistem inşa etmişiz. Uluslararası Uzay Kongresi bunun dünya sahnesine çıktığı bir ortam oldu. Çünkü bu kongre hem ticari bir etkinlik hem bilimsel bir etkinlik. Yani bir yanda dünyanın en büyük şirketleri, uzay alanında yeni doğan teknoloji girişimleri ve uzay ajansları bir araya geliyor. Burada büyük bir fuar gerçekleşiyor. Ama bunun yanında da bu kongre vesilesiyle dünyanın dört bir yanından binlerce bilimsel yayın gerçekleşiyor.

TÜRKİYE'DEN 674 BİLDİRİ KABUL EDİLDİ: Bu kongreye bu yıl 8 bin 330 bildiri gönderildi. Türkiye bin 810 bildiriyle bir numara oldu. Gönderilen bildirilerden 4 bin 037'si kongreye kabul edildi. Türkiye kabul edilen 674 bildiriyle tüm zamanlarda bir yılda bilimsel bildirisi en fazla kabul edilen ülke oldu ve bu yıl en fazla bildirisi kabul edilen ülkü olarak da bir numara oldu. Demek ki bizim bilim insanlarımız işte bu anı bekliyormuş. Allah'ın izniyle çok daha fazlasını da hep birlikte başaracağız. Hem stratejik kazanımları elde edeceğiz. Tam bağımsızlığımızı tahkim edeceğiz. Hem de bu yüzlerce milyar dolar olarak ifade edilen uzay ekonomisinden tıpkı savunma ve havacılıkta elde ettiğimiz ihracat başarıları gibi yeni kazanımlar elde ederek daha müreffeh, daha aydınlık yarınlara hep birlikte yürüyeceğiz.

2030 HEDEFLERİ: Bir değer üretebilmeniz lazım aslında. Bunun için de hedeflerinizi doğru belirlemeniz, bu hedeflere giden yolu çok isabetli tarif etmeniz ve imkân ve kabiliyetlerinizi aynı hedefler doğrultusunda hizalandırabilmeniz lazım. İşte bizlerin yapmaya gayret ettiği Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde toplumsal dinamikleri de harekete geçirerek bütün toplumsal katmanlarla milli teknoloji hamlesini adeta bir toplumsal seferberliği bir dip dalgaya dönüştürerek TEKNOFEST kuşağının yaşadığı özgüven devrimini daha müreffeh, daha güçlü Türkiye için en önemli kıymet, en önemli kaynak addederek bu stratejileri oluşturabilmek. Bütün bunları 2030 hedeflerimizde daha güçlü ve daha müreffeh Türkiye hedefi doğrultusunda tanımladık. Pek çok alan var üzerinde çalıştığımız ama hiçbir alanda başkalarının ayak izlerini takip ediyor, onları kopyalıyor değiliz.

KÜÇÜK MODÜLER REAKTÖR: Örneğin Selçuk Bey'in de az önce ifade ettiği nükleer teknolojiler. Bizler için de olmazsa olmaz, şu anda bütün dünyanın da yeniden yöneldiği bir alan. Ama biz bu alanda fark oluşturabileceğimiz daha etkin endüstrileştirebileceğimiz, ticari hacim kazandırabileceğimiz bir fırsatı küçük modüler reaktörlerde görüyoruz. Yani 20-30 milyar dolarlık dev nükleer sansiyel yatırımlarının ötesinde küçük modüler reaktörlerle hem veri merkezi, yapay zekâ veri merkezi gibi altyapılarda hem de kritik endüstri altyapılarında güvenilir, uzun dönemli, sürdürülebilir, temiz enerji kaynağı oluşturabileceğimizi ve endüstrimizin bir araya geldiğinde bunu başarabileceğini düşünüyoruz.

KATMA DEĞERLİ ÜRÜN VE HİZMETİ ORTAYA ÇIKARABİLECEĞİMİZİ GÖRÜYORUZ: Keza yapay zekâ evet birileri belki trilyon dolarlar harcıyor olabilir. Biz onlar kadar büyük kaynaklar bu alana şimdilik ayıramıyor olabiliriz ama kendi verimizi değerlendirebilirsek sektörel veri kümeleri oluşturabilirsek, kamudaki veri setlerini kendi yapay zekâ geliştiricilerimizin kullanımına açabilirsek, açık kaynak çözümlerden, küresel düzeyde ortaya çıkmış çözümlerden etkin şekilde yararlanabilir ve açık kaynak çözümleri ülkemizde yaygınlaştırabilirsek, uçla yapay zekâ çözümlerine yönelebilirsek, bu alanda da pek çok katma değerli ürün ve hizmeti ortaya çıkarabileceğimizi görüyoruz. Örneğin Uzay Kongresi'ndeyiz. Evet, uydulardan bahsediyoruz. Evvelden kocaman uydular, yüzlerce milyon dolar değerindeki uydulardan bahsediyorduk. Şimdi ise belki onlarla kıyaslayınca çok daha küçük uydular ama artık yüzlerce, binlerce uydudan oluşan uydu takımlarından ve artık sadece yeryüzüyle haberleşen değil, birbiriyle haberleşen uydu takımlarından ve bunun da ötesinde birbiriyle yapay zekâ tabanlığı haberleşen otonom kabiliyetleri haiz uydu takımlarından bahsediyoruz. O vakit bütün bu alanlardaki ülkenin imkân ve kabiliyetlerini, beşeri sermayesini aynı hedef doğrultusunda harekete geçirmek, doğru projeler tanımlamak Türkiye'ye Allah'ın izniyle bunu inanarak ifade etmek istiyorum. Savunma sanayi ve havacılıkta olduğu gibi Milli Uzay Programı hedeflerinde de muhteşem bir başarı hikayesi yazdıracaktır. Bu salondaki genç arkadaşlarımız da bu başarı hikayesinin teminatıdır.

BAYKAR YÖNETİM KURULU BAŞKANI BAYRAKTAR: BAYKAR EN BÜYÜK ÜRETİCİ OLDU

BAYKAR Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar da panelde yaptığı konuşmada, BAYKAR'ın dünyada en büyük üretici olduğunu belirterek, "İnsansız Hava Araçlarında, büyük sınıf İnsansız Hava Araçlarında 20 sene sonunda erken dönemde başlayıp en hızlı dönüşüm hızını yakalayıp dünyada BAYKAR en büyük üretici oldu, ihracat pazarının dünyadaki en büyük oyuncusu. Bütün gelirlerinin de yüzde doksanı ihracattan geliyor. Bu ne demek? Şayet biz dost ve kardeş coğrafyalarla beraber bir anlamda bu teknolojimizi onlarla paylaşmasaydık on kat ufak olacaktık." dedi.


ForInvest Haber

"Skinification" küresel kozmetik pazarını şekillendiren temel dinamiklerden biri hâline geliyor

"Skinification" küresel kozmetik pazarını şekillendiren temel dinamiklerden biri hâline geliyor.

ForInvest Haber'e gönderilen açıklama şöyle:

Çift haneli büyümesini sürdüren Türkiye kozmetik pazarının da yaklaşık 3,3 milyar dolarlık hacmini önümüzdeki yıllarda hacmini önemli ölçüde artırması öngörülüyor.

SKİNİFİCATİONTRENDİ 590 MİLYAR DOLARLIK PAZARA YÖN VERİYOR Türkiye Kozmetik Pazarı 3,3 Milyar Dolarlık Hacmiyle Yükselişte

Küresel kozmetik pazarının 2030 yılına kadar yıllık yüzde 5 büyümeyle 590 milyar dolara ulaşması beklenirken, sektörün yeni büyüme rotasını çok işlevli ürünler çiziyor. Çift haneli büyümesini sürdüren Türkiye kozmetik pazarının da yaklaşık 3,3 milyar dolarlık hacmini önümüzdeki yıllarda hacmini önemli ölçüde artırması öngörülüyor. Tüketici bilincinin artması, "skinimalism" trendinin yükselmesi ve cilt sağlığının bütünsel güzellik anlayışının merkezine yerleşmesiyle "Skinification",küresel kozmetik pazarını şekillendiren temel dinamiklerden biri hâline geliyor. Sektördeki bu dönüşüm, Kozmetik Üreticileri ve Araştırmacıları Derneği (KÜAD) tarafından bu yıl 10. kez düzenlenecek Uluslararası Kozmetik Kongresi'nin ana gündemini oluşturacak. Bilim insanlarını, üreticileri ve sektör profesyonellerini buluşturacak kongre, 14–16 Aralık tarihlerinde Antalya'da gerçekleştirilecek.

Kozmetik sektörü, değişen tüketici beklentileri ve cilt bakımına yönelik artan ilgiyle yeni bir büyüme dönemine giriyor. Cilt bakımının yanı sıra saç bakımı, makyaj, vücut bakımı ve kişisel bakım ürünlerinde de aktif içeriklerin, çok işlevli formüllerin ve bilimsel fayda iddialarının öne çıkması, ürün geliştirme süreçlerini yeniden şekillendiriyor.

BİLİMSEL YAKLAŞIM SEKTÖRÜN REKABET GÜCÜNÜ BELİRLEYECEK

Kozmetik sektöründeki büyümenin Türkiye açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten KÜAD Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Arslan: "Dünya kozmetik pazarı büyürken tüketicilerin ürünlerden beklediği faydalar da çeşitleniyor. Çift haneli büyümesini sürdüren Türkiye kozmetik pazarının önümüzdeki yıllarda hacmini önemli ölçüde artırması öngörülüyor. Skinification yaklaşımı, güzellik ve bakım kategorileri arasındaki sınırları yeniden şekillendirirken bilimsel kanıtları, güvenliği ve şeffaflığı ürün geliştirme süreçlerinin merkezine taşıyor. Türkiye'nin güçlü üretim altyapısını Ar-Ge yatırımları, yenilikçi aktif maddeler ve yüksek katma değerli formülasyonlarla desteklemesi, küresel pazardaki rekabet gücümüzü artıracaktır. Kongremizde sektörün bu dönüşüme nasıl hazırlanması gerektiğini bilimsel ve ticari boyutlarıyla değerlendireceğiz" açıklamalarında bulundu.

KOZMETİK PAZARINDA BİLİMSEL FAYDA DÖNEMİ BAŞLIYOR

KÜAD Kongre Başkanı Serdar Mutafise kongrenin sektörün bu dönüşüme hazırlanmasında önemli bir buluşma noktası olacağını vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: ""Skinification of Cosmetics" ana temasıyla gerçekleştireceğimiz kongremizde skinification yaklaşımının küresel ve yerel pazara etkileri, cilt bakımı aktiflerinin farklı ürün gruplarına entegrasyonu, çok işlevli formülasyonlar, dermokozmetik ürünlerde yeni nesil etken maddeler, sürdürülebilir formülasyonlar, değişen tüketici beklentileri, kişiselleştirilmiş bakım, mevzuat ve güvenlik değerlendirmeleri ele alınacak. Skinification yalnızca cilt bakımını değil; makyajdan saç bakımına, vücut bakımından kişisel bakıma kadar tüm kategorileri dönüştürüyor. Aktif maddeler, çok işlevli formüller ve skinimalism yaklaşımı artık ürün geliştirme süreçlerinin merkezinde yer alıyor. Kongremizde bu dönüşümü bilimsel, ticari ve mevzuata ilişkin boyutlarıyla ele alacak; akademi ile sektör arasında yeni bilgi ve iş birliği alanları oluşturacağız"dedi.

Alanında öncü akademisyenlerin bilimsel sunumları ve uluslararası konukların konuşmalarının yer alacağı kongre; paneller, uygulamalı atölyeler, Ar-Ge ve formülasyon çalışmaları ile sektör temsilcilerini buluşturacak networking etkinliklerine ev sahipliği yapacak. Katılımcılar, üç gün boyunca uzmanlık alanlarına göre farklı oturumları takip ederek bilgi ve deneyim paylaşımında bulunabilecek.

14–16 Aralık tarihlerinde Titanic Deluxe Belek'te düzenlenecek kongre; kozmetik üreticilerini, ham madde ve ambalaj firmalarını, akademisyenleri, araştırmacıları, mevzuat profesyonellerini ve genç bilim insanlarını bir araya getirecek. Bilimsel bildiriler, yenilikçi projeler ve yeni iş birlikleri de kongrenin gündeminde yer alacak.


ForInvest Haber

Opel, 2026 Paris Otomobil Fuarı'nda yerini alacak

Opel, 2026 Paris Otomobil Fuarı'nda yerini alacak.

ForInvest Haber'e gönderilen açıklama şöyle:

Alman otomotiv devi Opel, 2026 Paris Otomobil Fuarı'nda geleceğe yönelik vizyonunu yeni modelleri ve deneyim odaklı stand konseptiyle sergilemeye hazırlanıyor. Opel STX Concept ve Opel GSE 27FE'nin dünya prömiyerlerinin gerçekleştirileceği fuarda, tamamen elektrikli Corsa GSE, Mokka GSE ve Frontera Elektrik'ten Grandland Elektrik AWD'ye uzanan geniş ürün gamı da ziyaretçilerle buluşacak. Alman otobanlarından ilham alan ve beş siyah şeritle tasarlanan stand, Opel'in Alman mühendisliğini GSE'nin sportif ve dinamik karakteriyle bir araya getiriyor. "GSE Yellow Pixel Cube" ve "Lightspeed Stripes" gibi tasarım detayları elektrikli performans temasını öne çıkarırken ziyaretçiler, "Pit Stop Experience" alanında Formula E dünyasını oyun ve dijital teknolojiyle deneyimleyebilecek, özel Formula E Collection ürünlerini de yakından inceleyebilecek. Opel, 12-18 Ekim tarihleri arasında 4. Salon A42 numaralı standında ziyaretçilerini ağırlayacak.

Alman otomotiv üreticisi Opel, 2026 Paris Otomobil Fuarı (Mondial de l'Auto 2026) kapsamında geniş ürün gamı ve müşteri deneyimi odaklı stand konseptiyle ziyaretçilerini ağırlamaya hazırlanıyor. Bu kapsamda marka, fuarda 4. Salonda A42 numaralı standında Opel STX Concept ve Opel GSE 27FE'nin dünya prömiyerlerini gerçekleştirirken, tamamen elektrikli ve yüksek performanslı modellerini de ziyaretçilerin beğenisine sunacak.

Opel'in Paris'teki standı, Alman otobanlarından ilham alan özgün bir mimari anlayış üzerine kuruluyor. Beş siyah şeritten oluşan yapı, ziyaretçilere stand boyunca rehberlik ederken aynı zamanda hız, hareket ve ilerleme hissini güçlendiriyor. Standda, Opel'in bugününü temsil eden modellerin yanı sıra markanın geleceğe yönelik vizyonunu ortaya koyan yeni otomobiller de yer alacak.

Paris'te Opel'in gelecek vizyonu sahneye çıkıyor

12 Ekim Pazartesi günü saat 11.10'ta gerçekleştirilecek basın toplantısında, Opel CEO'su Florian Huettl, Opel Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Rebecca Reinermann ve Opel Tasarım Direktörü Mark Adams, markanın Paris'teki yeniliklerini tanıtacak. Standın öne çıkan modellerinden Opel Sports Tourer eXperimental Concept, kısa adıyla STX Concept dünya prömiyerini Paris'te gerçekleştirecek. Geleceğin elektrikli station wagon modellerine ilişkin Opel vizyonunu ortaya koyan STX Concept, Alman mühendisliğini duygusal tasarım ve akıllı teknolojilerle bir araya getiriyor. Konsept model, aynı zamanda Opel'in tasarım anlayışında başlayan yeni döneme ilişkin önemli ipuçları taşıyor.

Aynı şerit üzerinde konumlandırılan Opel GSE 27FE ise nihai yarış tasarımıyla ilk kez kamuoyunun karşısına çıkacak. Formula E Dünya Şampiyonası'nın GEN4 döneminde mücadele etmek üzere geliştirilen tamamen elektrikli yarış otomobili, Opel'in GSE markası altında geliştirdiği yüksek performans anlayışını en ileri noktaya taşıyor.

Teknik hassasiyet pist ruhuyla buluşuyor

Opel'in Rüsselsheim'daki Global Marka Tasarım Ekibi tarafından geliştirilen fuar standı, markanın iki farklı karakterini aynı tasarım dili içinde buluşturuyor. Alman mühendisliğinin hassasiyet, teknoloji ve işlevsellik odaklı yaklaşımı, GSE'nin sportif, dinamik ve duygusal karakteriyle tamamlanıyor.

Standın mimarisinde kullanılan sade çizgiler, seçilen malzemeler ve araçların yerleşimi Opel'in teknik yönünü öne çıkarırken, sarı, gümüş, siyah ve beyazdan oluşan grafik dil ise GSE kimliğini güçlendiriyor. Bununla birlikte stand boyunca uzanan sarı ve beyaz "Lightspeed Stripes" çizgileri, Opel'in dünya prömiyerleri başta olmak üzere sergilenen tüm modeller arasında görsel bir bütünlük sağlıyor. GSE 27FE'nin tasarımından ilham alan bu grafik yapı, araçlar hareketsizken bile stand genelinde hız ve hareket hissini koruyor.

GSE Yellow Pixel Cube Opel'in performans dünyasını merkezliyor

Opel standının dikkat çeken tasarım unsurlarından biri de "GSE Yellow Pixel Cube" olacak. Standın merkezinde yükselen bu sarı yapı, GSE dünyasının görsel odağını oluştururken elektrikli performansı ve enerjiyi simgeleyecek. GSE Yellow Pixel Cube'un üzerinde konumlandırılan 3,5 metrelik asılı medya küpü de Opel'in Paris'teki dijital iletişim ve görsel deneyim alanının önemli parçalarından biri olacak.

Elektrikli GSE ailesi Paris'te genişliyor

Opel, 2026 Paris Otomobil Fuarı'nda yüksek performanslı tamamen elektrikli modellerini de ziyaretçilerle buluşturacak. Siparişe açılan yeni Opel Corsa GSE, Paris'te ilk kez bir otomobil fuarında sergilenecek. Markanın GSE ürün ailesinin bir diğer üyesi olan Opel Mokka GSE de standın öne çıkan modelleri arasında yer alacak. 207 kW (281 HP) güce ulaşan Mokka GSE, Mokka GSE Rally ile kazanılan motor sporları deneyimini seri üretim otomobillere taşıyor. Opel ayrıca, 2027 ilkbaharında satışa sunulması planlanan yeni Astra GSE Line modelini de Paris'te tanıtacak. Böylece marka, GSE tasarım anlayışını ve sportif sürüş karakterini farklı güç aktarım sistemleriyle daha geniş bir müşteri kitlesine ulaştırmayı hedefliyor.

Elektrikli mobilitenin farklı yüzleri aynı standda

Opel standının diğer bölümlerinde markanın tamamen elektrikli ürün gamına yer verilecek. Opel Frontera Elektrik'ten markanın amiral gemisi Grandland'in Elektrik AWD seçeneğine kadar uzanan modeller, Opel'in elektrikli mobiliteyi farklı segmentlerde erişilebilir hale getirme yaklaşımını ortaya koyacak.

Yarış heyecanı ekrandan standın içine taşınıyor

Opel, 2026 Paris Otomobil Fuarı'nda motor sporlarını yalnızca sergilemekle kalmayacak, ziyaretçilere bu dünyanın bir parçası olma fırsatı da sunacak. GIANTX iş birliğiyle hayata geçirilen "Pit Stop Experience" alanı, Formula E dünyasını oyun ve dijital teknolojiyle bir araya getirecek. Ziyaretçiler, Opel'in Formula E programından ilham alınarak hazırlanan özel Trackmania pistinde yarışabilecek, arkadaşlarıyla mücadele edebilecek ve tur derecelerini geliştirmeye çalışabilecek. Cumartesi günü ise profesyonel Trackmania oyuncularının katılımıyla canlı bir GIANTX turnuvası düzenlenecek.

Opel'in Formula E kimliği koleksiyona da yansıyor

Opel standını ziyaret edenler, markanın resmi Opel Collection ürünlerini de yakından inceleyebilecek. Koleksiyonda, Opel'in ABB FIA Formula E Dünya Şampiyonası'ndaki ilk sezonuna özel olarak hazırlanan Formula E Collection ürünleri de yer alacak. Pit Stop Experience ve Opel Collection alanlarıyla Opel standı, ziyaretçilere GSE dünyasını farklı deneyimler üzerinden keşfetme fırsatı sunacak.

Alman otobanlarından ilham alan stand mimarisi, dünya prömiyerleri, tamamen elektrikli ürün gamı ve yüksek performanslı GSE modelleriyle Opel, 2026 Paris Otomobil Fuarı'nda markanın dönüşümünü bütüncül bir deneyimle yansıtacak. Opel, ziyaretçilerini 12-18 Ekim tarihleri arasında 4. Salonda A42 numaralı standında karşılayacak.

Avrupa'nın köklü otomobil üreticilerinden biri olan Opel, 1899 yılında Almanya'da otomobil üretimine başlayarak sektördeki yolculuğuna adım attı. Bugün Stellantis NV bünyesinde faaliyetlerini sürdüren marka, çoklu enerji platformları yaklaşımıyla tüm modellerinde tamamen elektrikli sürüş seçeneğini sunabilen ilk Alman otomobil üreticisi olarak öne çıkıyor.

Opel, bu yaklaşımıyla müşterilerine kendi mobilite tercihlerini özgürce yapma imkânı sunarken, aynı zamanda geleceğin ulaşım ihtiyaçlarına bugünden yanıt verebilecek çözümler geliştirmeyi sürdürüyor. Günlük hayatı kolaylaştıran, erişilebilir ve sürdürülebilir mobilite anlayışıyla öne çıkan Opel, Birleşik Krallık'taki kardeş markası Vauxhall ile birlikte bugün 60'tan fazla ülkede geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşıyor.


ForInvest Haber

Türk Telekom, 'Gartner Eye on Innovation Awards'ta son üç yılda iki kez birincilik elde etti

Türk Telekom, 'Gartner Eye on Innovation Awards'ta son üç yılda iki kez birincilik elde etti.

ForInvest Haber'e gönderilen açıklama şöyle:

Türk Telekom'un milli inovasyonuna uluslararası birincilik ödülü Türk Telekom'un dijital dönüşümüne öncülük eden Türk Telekom, yeni nesil ağ teknolojilerine yönelik yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler geliştirmeye devam ediyor. Türk Telekom tarafından tamamen milli kaynaklarla geliştirilen, mobil şebekede yapay zeka destekli, dinamik ve otomatik bir enerji yönetim sistemi sunan M-NEO (Mobil Şebeke Enerji Yönetim Platformu) dünyanın önde gelen teknoloji araştırma şirketlerinden Gartner tarafından her yıl düzenlenen, 'Gartner Eye on Innovation Awards' kapsamında operatörler kategorisinde Avrupa birincisi oldu. Akü kullanımında 3 katın üzerinde tasarruf sağlayan platform, COP31'in Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji destekçisi olan Türk Telekom'un iklim değişikliğiyle mücadele vizyonunu destekliyor.

Türk Telekom Network Genel Müdür Yardımcısı Zafer Orhan, "Türk Telekom olarak güçlü fiber ve mobil ağımızla yeni nesil teknolojiler için güçlü bir dijital omurga sunarken, geleceğin teknoloji ihtiyaçlarına yanıt verecek milli yetkinlikler geliştirmeye odaklanıyoruz. Bilim temelli Ar-Ge gücümüz ve yenilikçi vizyonumuzla, şebekelerimizi daha akıllı daha otonom ve sürdürülebilir bir hale getirirken; yapay zekadan yeni nesil ağ teknolojilerine geniş bir alanda kendi mühendislik kabiliyetlerimizle çözümler üretiyoruz. Mobil şebekemizde erişim sürekliliği ve enerji yönetimine yapay zeka desteğiyle dinamik ve proaktif şekilde katkı sunan M-NEO projemiz dünyadaki nadir örneklerden biri. Türk mühendislerin geliştirdiği bu inovasyonlarla son üç yılda Avrupa'daki operatörler arasında iki kez birincilik elde ederek ülkemizin teknoloji ekosisteminin gücünü somut biçimde ortaya koyduk. Milli kaynaklarla yenilikçi çözümler üretmeye; güçlü, verimli, çevreci ve sürdürülebilir altyapımızla dijital geleceğin inşasına yön vermeye devam edeceğiz" dedi.

Türkiye'nin dijital dönüşümünün öncüsü Türk Telekom, teknoloji ve inovasyon alanındaki çalışmalarını uluslararası ölçekte prestijli bir ödülle taçlandırdı. Türk Telekom, dünyanın önde gelen teknoloji araştırma ve danışmanlık şirketlerinden Gartner tarafından her yıl düzenlenen, Garter Eye on Innovation Awards kapsamında M-NEO projesiyle Avrupa'daki operatörler arasında birincilik ödülüne layık görüldü. Tamamen milli kaynaklarla geliştirilen M-NEO, mobil baz istasyonlarında yapay zeka destekli, dinamik ve otomatik bir enerji yönetim sistemi sunuyor. Akü kullanımında 3 katın üzerinde tasarruf sağlayan platform, COP31 Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji destekçisi olan Türk Telekom'un iklim değişikliğiyle mücadele vizyonunu destekliyor.

Bu başarı ile yenilikçi yaklaşımını, Ar-Ge gücünü, inovasyon kabiliyetini ve sürdürülebilirlik perspektifini uluslararası ölçekte tescilleyen Türk Telekom, Türkiye'nin kendi teknolojisini geliştirme, kritik altyapılarda ve operasyonlarda milli yetkinlikleri artırma ve küresel teknoloji ekosisteminde standartları belirleme vizyonunu somut biçimde ortaya koydu.

Türk mühendislerin küresel teknoloji ekosistemindeki yetkinliklerinin göstergesi Türk Telekom Network Genel Müdür Yardımcısı Zafer Orhan, "Türk Telekom olarak güçlü fiber ve mobil ağımızla yeni nesil teknolojiler için güçlü bir dijital omurga sunarken, geleceğin teknoloji ihtiyaçlarına yanıt verecek milli yetkinlikler geliştirmeye odaklanıyoruz. Bilim temelli Ar-Ge gücümüz ve yenilikçi vizyonumuzla, şebekelerimizi daha akıllı daha otonom ve sürdürülebilir bir hale getirirken; yapay zekadan yeni nesil ağ teknolojilerine geniş bir alanda kendi mühendislik kabiliyetlerimizle çözümler üretiyoruz. Ürettiğimiz projeleri farklı teknoloji katmanlarına entegre ederek somut değere dönüştürüyoruz. Mobil şebekemizde erişim sürekliliği ve enerji yönetimine odaklanan M-NEO projemiz dünyadaki nadir örneklerden biri. Türk mühendislerin geliştirdiği inovasyonlarla son üç yılda Avrupa'daki operatörler arasında iki kez birincilik elde ederek ülkemizin küresel teknoloji ekosisteminin gücünü somut biçimde ortaya koyduk. Milli kaynaklarla yenilikçi çözümler üretmeye; güçlü, verimli, çevreci ve sürdürülebilir altyapımızla dijital geleceğin inşasına yön vermeye devam edeceğiz" dedi.

Türk Telekom'un Ar-Ge ve inovasyon gücü uluslararası standartların zirvesinde Türkiye'nin milli teknoloji hamlesine katkı sunmak amacıyla milli çözümler geliştirmeye odaklanan Türk Telekom, son iki yıldır milli patent başvurusunda zirvede yer alıyor. Bilim temelli Ar-Ge yaklaşımını benimseyen Türk Telekom, Web of Science 2026 verilerine göre akademik yayınları ve atıf sayısıyla uluslararası standartlara katkı sunan operatörler arasında ilk sıralarda yer alıyor. 2024 yılında 'Gartner Eye on Innovatioan Awards' kapsamında yapay zeka destekli fiziksel hat analizi gerçekleştiren NOVA ALFA (Advance Line Fault Analytics) projesiyle birincilik ödülü kazanan Türk Telekom, son üç yılda elde ettiği iki uluslararası birincilikle Ar-Ge ve inovasyon gücünün uluslararası standartların zirvesinde olduğunu tescilledi.


ForInvest Haber

OMODA | JAECOO, Paris Otomobil Fuarı'nda OMODA 4 ile i̇lk kez sahneye çıkıyor

OMODA | JAECOO, Paris Otomobil Fuarı'nda OMODA 4 ile i̇lk kez sahneye çıkıyor.

ForInvest Haber'e gönderilen açıklama şöyle:

Yenilikçi tasarım anlayışı, ileri teknolojileri ve kullanıcı odaklı mobilite çözümleriyle öne çıkan OMODA | JAECOO, 12-18 Ekim 2026 tarihleri arasında düzenlenecek Paris Otomobil Fuarı'na ilk kez katılmaya hazırlanıyor. Bu kapsamda marka, Avrupa prömiyerini gerçekleştirecek yeni OMODA 4 başta olmak üzere farklı kullanıcı ihtiyaçlarına hitap eden modellerini fuarda sergileyecek. Zamanın ötesine geçen "Cyber Mecha" tasarım diliyle dikkat çeken OMODA 4, keskin geometrik hatları ve yeni nesil Super AI Cockpit teknolojisiyle markanın geleceğe yönelik ürün vizyonunu yansıtacak. OMODA 5, JAECOO 5 ve JAECOO 7 modellerinin de sergileneceği organizasyonda elektrikli ve hibrit güç aktarma sistemleri ile akıllı mobilite çözümleri ön plana çıkacak. OMODA | JAECOO, Paris Otomobil Fuarı'ndaki ilk katılımıyla küresel büyüme hedeflerini ve Avrupa pazarına yönelik teknoloji odaklı yaklaşımını uluslararası otomotiv dünyasıyla buluşturacak.

Yenilikçi teknolojileri ve sürdürülebilir mobilite çözümleriyle öne çıkan OMODA | JAECOO, Avrupa'nın köklü otomotiv organizasyonlarından biri olan Paris Otomobil Fuarı'nda ilk kez yer almaya hazırlanıyor. Bu yıl 91'incisi düzenlenen fuar, 12-18 Ekim 2026 tarihleri arasında Paris Expo Porte de Versailles'da otomotiv dünyasının önde gelen markalarını ve bu markaların yeni modelleri ile teknolojik gelişmelerini bir araya getirecek. Marka, 12 Ekim Pazartesi günü yerel saatle 13.30-14.00 arasında gerçekleştireceği basın toplantısında ise ürün stratejisini, teknolojik yeniliklerini ve geleceğe yönelik mobilite vizyonunu paylaşacak.

OMODA 4, Cyber Mecha tasarım diliyle Avrupa sahnesine çıkıyor

OMODA | JAECOO'nun Paris Otomobil Fuarı'nda öne çıkaracağı başlıca yeniliklerden biri, Avrupa fuar prömiyerini gerçekleştirecek OMODA 4 olacak. İlk kez 2026 Pekin Otomobil Fuarı'nda tanıtılan model, markanın "Cyber Mecha" olarak adlandırdığı zamanın ötesinde tasarım anlayışını yeni bir boyuta taşıyor. Keskin geometrik formları, çok boyutlu gövde yüzeyleri ve özgün aydınlatma detaylarıyla farklılaşan OMODA 4, dinamik dış görünümünü teknoloji odaklı bir ürün yaklaşımıyla tamamlıyor.

Genç ve teknolojiyle iç içe yaşayan kullanıcıların beklentileri doğrultusunda geliştirilen OMODA 4, dijital dünyadan ve oyun kültüründen ilham alan iç mekân tasarımıyla da öne çıkıyor. Modern çizgileri, akıllı teknolojileri ve kullanıcı odaklı çözümleri aynı yaşam alanında buluşturan model, tasarım ile teknolojik deneyimi bir araya getiriyor. OMODA 4, 2026 Pekin Otomobil Fuarı'ndaki ilk gösteriminde markanın SHS-H Süper Hibrit Sistemi'ni kullanan tam hibrit versiyonuyla sergilenmişti.

Super AI Cockpit ile akıllı mobilite deneyimi gelişiyor

OMODA 4'ün teknoloji donanımında öne çıkan yeniliklerden biri, markanın yeni nesil Super AI Cockpit sistemi olacak. Sürücü ile araç arasındaki iletişimi daha doğal, sezgisel ve kişiselleştirilmiş bir deneyime dönüştürmek amacıyla geliştirilen sistem, yapay zekâ destekli özellikleriyle dikkat çekiyor.

Kullanıcının beklentilerini algılamaya, sürüş ve kullanım alışkanlıklarını öğrenmeye ve zaman içinde daha kişiselleştirilmiş etkileşimler sunmaya odaklanan Super AI Cockpit, OMODA | JAECOO'nun akıllı otomobil teknolojilerindeki gelişimini yansıtıyor. OMODA 4, markanın ürün gamında bu yeni nesil teknolojiyi sunan ilk model olma özelliğini taşıyor. Paris Otomobil Fuarı ziyaretçileri, OMODA | JAECOO standında sistemi yakından tanıma fırsatı bulacak.

OMODA | JAECOO'nun yeni nesil ürün gamı Paris'te buluşuyor

OMODA | JAECOO, Paris Otomobil Fuarı'nda yalnızca OMODA 4'ün Avrupa prömiyeriyle değil, farklı kullanıcı beklentilerine yönelik geniş ürün gamıyla da öne çıkacak. Markanın standında OMODA 5, JAECOO 5 ve JAECOO 7 modelleri ziyaretçilerle buluşacak.

Modern tasarımı ve gelişmiş teknolojileriyle öne çıkan OMODA 5, benzinli, SHS-H tam hibrit ve tamamen elektrikli güç aktarma seçenekleriyle markanın farklı mobilite ihtiyaçlarına yönelik yaklaşımını ortaya koyacak. Böylece model, farklı kullanım alışkanlıklarına ve beklentilere hitap eden alternatifleri aynı ürün ailesinde sunacak.

JAECOO 7 ise şehir içi kullanımın gereksinimleriyle off-road karakterini bir araya getiren SUV kimliğiyle fuardaki yerini alacak. Modelin benzinli ve SHS-P şarj edilebilir hibrit versiyonları, farklı sürüş ihtiyaçlarına yönelik seçenekler sunacak. Kompakt SUV segmentinde konumlanan JAECOO 5 de markanın güçlü tasarım karakterini daha kompakt bir gövdeye taşıyacak. Modelin benzinli versiyonunun yanı sıra tamamen elektrikli JAECOO E5 de fuarda sergilenecek.

Elektrifikasyon teknolojileri, yapay zekâ destekli çözümler ve yenilikçi tasarım anlayışıyla ürün gamını geliştirmeyi sürdüren OMODA | JAECOO, Paris Otomobil Fuarı'ndaki ilk katılımıyla uluslararası alandaki görünürlüğünü artırmayı hedefliyor. Marka, yeni nesil modellerini ve akıllı mobilite teknolojilerini otomotiv dünyasının önemli buluşma noktalarından biri olan fuarda sergileyerek geleceğin ulaşım deneyimine yönelik yaklaşımını ortaya koyacak.

OMODA | JAECOO, 19 Ekim'de resmen başlayacak CHERY 2026 Uluslararası Kullanıcı Zirvesi kapsamında ileri teknolojiyi özgün crossover tasarımı ve seçkin outdoor yaşam tarzıyla buluşturan marka vizyonunu daha kapsamlı bir şekilde ortaya koyacak. Etkinlik sırasında tamamen yeni OMODA X de dünya prömiyerini gerçekleştirerek geleceğin mobilitesine yönelik yeni olanakların kapısını aralayacak.

Diğer yandan iCAUR genç tüketicilerin beklentilerine ve kişiselleştirilmiş mobilite çözümlerine odaklanırken, AiMOGA robotik ve akıllı yaşam alanlarındaki yeniliklerini sergileyecek. Tüm bu markalar, CHERY Grubu'nun iş birliğine dayalı çok markalı inovasyon ekosistemini bütüncül bir yaklaşımla gözler önüne serecek.

OMODA | JAECOO Hakkında

Genç ve kişiselleştirilmiş bir küresel marka olan OMODA | JAECOO, "Gençlerle Birlikte Güzel Bir Yaşam İnşa Etmek" vizyonuyla hareket ediyor. OMODA, öncü ve yenilikçi küresel kullanıcıları odağına alarak "Dünyanın Lider Crossover Markası" olmayı hedefliyor. Marka, Z kuşağına hitap eden ileri teknolojiye sahip, geleceğe dönük tasarımlarıyla öne çıkan modeller sunarken, crossover yaklaşımıyla trend seyahat kültürünü yeniden tanımlıyor. JAECOO ise "Klasikten Gelen, Klasiğin Ötesine" felsefesini benimseyerek "Küresel Premium Off-Road Markası" olma hedefiyle ilerliyor. Üstün dört tekerlekten çekiş performansı, ileri akıllı teknolojileri ve gelişmiş güvenlik özellikleriyle zarif arazi sürüşünün yeni çağını şekillendiriyor.

Akıllı teknolojiler alanında marka, akıllı sürüş ve akıllı kokpit çözümlerine odaklanıyor. SIVP (Süper Akıllı Vale Park Sistemi) ve yapay zekâ destekli kokpit teknolojilerini temel alan OMODA | JAECOO, tüm kullanım senaryolarını kapsayan akıllı mobilite deneyimleri geliştirerek geleceğin mobilitesine yön vermeyi sürdürüyor. Ayrıca AiMOGA ile gerçekleştirilen iş birliği kapsamında geliştirilen robotlar sayesinde akıllı teknolojiler farklı etkileşim senaryolarına taşınırken, akıllı yaşam ekosisteminin sınırları da genişletiliyor.

Kullanıcı ihtiyaçlarına ilişkin derin içgörülerden güç alan marka, yalnızca üç yıl içinde 1 milyon adetlik satış rakamına ulaşarak küresel otomotiv sektörünün en hızlı büyüme rekorlarından birine imza attı. Bugün itibarıyla Avrupa, Asya, Avustralya, Afrika, Latin Amerika ve Orta Doğu'yu kapsayan 77 pazarda faaliyet gösteriyor. Özellikle Avrupa, markanın en güçlü büyüme gösterdiği bölgelerden biri olarak öne çıkıyor. OMODA | JAECOO, hâlihazırda 20 Avrupa ülkesinde faaliyet gösterirken, kıtanın en hızlı büyüyen otomotiv markalarından biri olmayı sürdürüyor.


ForInvest Haber