Türkiye'nin uydu ve uzay hedefleri için imzalar atıldı
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, uydu teknolojilerinde edinilen derin kabiliyetin derin uzay hedeflerinde Türkiye için bir kaldıraç olduğunu belirterek, "Bunun için öncelikli projelerimizden biri Ay Programı. Türkiye 2027'de kendi Millî Hibrit Roket Motorunu ateşleyerek Ay'a erişen ülke olacak ve bu teknolojiyi derin uzayda tarihçe kazandıran ilk ülke olacak." dedi.
Bakan Kacır, Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı SAHA 2026 kapsamında İstanbul Fuar Merkezi Space Dome Alanında düzenlenen Uydu Teknolojileri Geliştirme Çağrısı İmza Töreni'ne katıldı.
Törende, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde başlatılan Uydu Teknoloji Geliştirme Çağrısı kapsamında, proje ortaklık anlaşmaları imzalandı.Türkiye'nin uydu teknolojileri alanındaki yerli ve millî kapasitesini güçlendirmeyi hedefleyen üç önemli proje için iş birliği protokolleri hayata geçirildi.
Bu kapsamda; TÜBİTAK Uzay ile Roketsan, Poloptech Optik ve Uzay Sanayi Ticaret AŞ, VISIONX Teknoloji, NAUM Teknoloji, Düzce Teknopark ve Millî Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü iş birliğinde yürütülecek Gezgin-1 Projesi için imzalar atıldı.
TUSAŞ ile Delta-V, Tekno Kauçuk Sanayii ile Millî Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü ortaklığında yürütülecek Mikro Uydu Projesi de protokol altına alındı.
Ayrıca Plan-S ile Türk Telekomünikasyon A.Ş. ve Millî Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü iş birliğinde yürütülecek Mobil Haberleşme Teknolojilerini Destekleyen Uydu Tabanlı Haberleşme Ağ Tasarımı Projesi için de imzalar atıldı.
Törende konuşan Bakan Kacır, projelerin milletimize hayırlı olmasını temenni etti. Kacır, konuşmasında şunları kaydetti:
SAHA EXPO KIYMETLİ BİR PLATFORM: Türkiye sanayi ve teknolojide günden güne, yıldan yıla daha yüksek katma değerli ürün ve teknolojiler geliştirme, üretme ve rekabetçi şekilde dünyaya sunabilme yolculuğunda yani en kısa ifadesiyle Millî Teknoloji Hamlesi yolculuğunda muazzam bir mesafe katetti. İnanıyorum ki SAHA Expo elde edilen bu başarının dünyayla buluştuğu çok kıymetli bir platform. Burada hangi tanıtım alanına uğrasanız, buranın hangi sokağını dönüp, hangi köşe başında bir projeyi, bir platformu, bir sistemi, bir alt sistemi, bir çekirdek teknolojiyi inceleseniz; Türk savunma sanayinin havacılık ve uzay ekosisteminin dünyada bir elin parmağını geçmeyecek sayıda ülkenin sahip olduğu kabiliyetleri haiz olduğuna şahitlik edeceksiniz. Türkiye bunu kendine has bir Ar-Ge ve inovasyon modeliyle hayata geçiriyor.
HEDEFİMİZ TÜM KRİTİK TEKNOLOJİ ALANLARINI GELİŞTİRMEK: Bu modelin özünde dev bir ekosistemin inşa edilmesi ve ekosistem paydaşlarının muazzam bir uyumla çalışması, büyük şirketlerden KOBİ'lere teknoloji girişimlerinden araştırma enstitülerine, laboratuvarlara, üniversitelere kadar. Dev bir ekosistemin adeta bir ana sistemin tüm uzuvları gibi etkileşim içinde dünyada eşine az rastlanır bir hızla inovasyon yapma kabiliyeti kazanmış olması var. Hedefimiz bu imkân ve kabiliyetlerle savunma sanayi ve havacılıkta elde edilen kazanımların benzerlerinin diğer tüm kritik teknoloji alanlarına da hızla taşınabilmesi.
UZAY TEKNOLOJİLERİ: Şüphesiz bunların başında uzay teknolojileri geliyor. Çünkü uzay hem ekonomik ölçeyi itibariyle hem de stratejik değeri itibariyle Türkiye'nin Millî Teknoloji Hamlesi ve 2030 Sanayi ve Teknoloji hedefleri arasında çok ayrıcalıklı bir yere sahip. Küresel uzay ekonomisi yılda altı yüz milyar doları aştı. Birkaç yıl içinde bir trilyon dolara çıkabileceği öngörülüyor. Türkiye olarak nasıl savunma sanayinde dünyanın en büyük on birinci ihracatçısı olmayı başarmışsak uzay teknolojilerinde de hem ürün hem hizmet ihracatında dünyanın en önemli oyuncularından biri olma hedefi taşıyoruz. Tabii bunun yanında uzay çok stratejik bir alan. Burada gördüğünüz pek çok kritik savunma sanayi sisteminin omurgasını tarif edebiliriz aslında uzaydan bahsettiğimizde. Dolayısıyla uzay teknolojilerinde tam bağımsız olmazsanız savunma sanayinde havacılıkta tam bağımsız olmanız aslında mümkün değil.
MİLLÎ UZAY PROGRAMI: Dolayısıyla tüm bu yönlerini dikkate aldığımızda, Türkiye'nin Millî Uzay Programı hedefleri doğrultusunda attığımız adımların ne kadar kıymetli olduğunu ifade etmek mümkün. Malumunuz, 2030 yılına dek hayata geçirmeyi hedeflediğimiz pek çok kritik birleşeni var Millî Uzay Programımızın. Bir yandan uydu teknolojilerinde elde ettiğimiz kazanımları daha ileri bir seviyeye çıkarmayı amaçlıyoruz.
TÜRKSAT 7A: Türkiye son 23 yılda önce görüntüleme uydularında BİLSAT, RASAT, GÖKTÜRK ve İMECE projeleriyle adım adım mükemmel seviyeye ulaştı. Sonrasında haberleşme uydularını kendi imkânlarıyla geliştirebilen, üretebilen 11 ülkeden biri olmayı Türksat 6A projesiyle başardık. Şimdi önümüzde yeni projeler var. Türksat 7A için sıkı bir çalışma yürütüyoruz. Daha kabiliyeti yüksek bir haberleşme uydusunu Türk milletine kazandırmak için hazırlanıyoruz. İmece 2 ve İmece 3 uydularıyla görüntüleme uydularında daha ileri bir seviyeye daha yüksek çözünürlüklere ulaşmayı amaçlıyoruz. Bu sistemleri geliştiren üreten bir ülke olarak dünyada pek çok ülkeden farklı bir yolda ilerliyoruz.
DERİN KABİLİYETLER BİRİKTİRDİK: Dünyada bu sistemleri üreten uydu üretimi yapabilen ülkeler çoğu zaman kritik bileşenlerini çok sayıda ülkeden tedarik ederler. Bizler için ise tüm savunma sanayi sistemlerinde olduğu gibi bu sistemlerde neticeye varabilmek ancak kritik teknolojileri de geliştirebilmekle mümkün ola geldi. Dolayısıyla biz başkalarından daha derin kabiliyetler biriktirdik. İşte uydu teknolojilerinde biriktirdiğimiz derin kabiliyetin önümüzdeki dönemde derin uzay hedeflerinde Türkiye için bir kaldıraç olmasını amaçlıyoruz. Bunun için öncelikli projelerimizden biri Ay Programı. Türkiye 2027'de kendi Millî Hibrit Roket Motorunu ateşleyerek aya erişen ülke olacak ve bu teknolojiyi derin uzayda kullanan, bu teknolojiyi derin uzayda tarihçe kazandıran ilk ülke olacak. Bu projeyi hayata geçirmek sadece Ay'a erişen sayılı ülkelerden biri olmayı değil, aynı zamanda muhtemelen önümüzdeki dönemde ihtiyacı giderek artacak, uyduların yörünge transferini yapabilecek uzay araçlarını kendi imkânlarıyla geliştirebilen, üretebilen ve bu hizmeti katma değerli bir hizmet olarak dünyaya sunabilen bir ülke olmayı Türkiye'ye kazandıracak.
UZAYA BAĞIMSIZ ERİŞİM HEDEFİ: Bunun yanında Millî Uzay Programımızın önemli bir diğer hedefi elbette uzaya bağımsız erişim. Halihazırda uygularımızı kendi imkânlarımızla geliştiriyoruz, üretiyoruz. Fakat başka bir ülkenin topraklarından başkalarının geliştirdiği roketlerle uzaya gönderiyoruz. Hedefimiz uzaya tam bağımsız erişebilme düzeyine gelebilmek. Bunun için iki önemli aşama var. Biri roket teknolojilerinde başlayan projelerin hızla tamamlanması ki roket sanın öncülüğünde bu konuda muazzam bir mesafe kat edildi. Türkiye adım adım kendi uygularını kendi roketleriyle fırlatabilen ülkelerden biri olmaya yaklaşmakta.
SOMALİ'DE UZAY LİMANI İNŞASINA BAŞLADIK: Bunun yanında önemli bir diğer aşamada kendimize ait bir uzay limanına sahip olmak. Bunun için de Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonu doğrultusunda Somali'de bir uzay limanı inşasına başladık. Ve bu altyapıyı da hızla tamamlayacak hem Türkiye'nin ihtiyaçlarına cevap verecek hem de giderek maliyet etkin hale gelen uzaya erişim talebi doğrultusunda dünyada yükselen talebe cevap verebilecek bir uzay limanı inşa ederek bu katma değerli hizmeti dünyaya ihraç edebilen bir ülke olacağız. Yine Millî Uzay Programımızın önemli bir başka hedefi savunma sanayinde olduğu gibi uzay sanayinde de Ar-Ge ve üretim kabiliyetlerimizi daha ileri seviyelere çıkarmamıza imkân tanıyacak bir uzay teknoloji geliştirme bölgesi kurmak. Bunu da Ortadoğu Teknik Üniversitemizle birlikte Türkiye Uzay Ajansı'nın öncülüğünde hayata geçireceğiz.
UZAY LİMANININ YENİDEN İNŞASI SÜRESİNCE, TÜRK SANAYİNİN PAY SAHİBİ OLABİLMESİ İÇİN ADIMLAR ATACAĞIZ: İnsanlı uzay misyonları gerçekleştiren bir ülkeyiz. Kendi astronotumuz uluslararası uzay limanında Türk bilim insanlarının araştırma projelerini hayata geçirdi. Aslında uzay yolculuğumuzda yeni bir sayfa açmış olduk. Önümüzdeki dönemde diğer ülkelerin insanlı uzay misyonlarına bilimsel araştırmalara katılım yoluyla daha güçlü şekilde iştirak edecek ve uzay limanının yeniden inşası sürecinde de Türk sanayinin pay sahibi olabilmesi için adımlar atacağız. Tabii uzay küresel etkileşimin ve uluslararası iş birliklerinin çok güçlü olduğu bir saha. Bu anlamda Türkiye'nin tarihi bir organizasyona ev sahipliği yapacak olması da bizce çok kıymetli.
77. ULUSLARARASI UZAY KONGRESİ: Bu yıl 5-9 Ekim tarihlerinde Antalya'da 77. Uluslararası Uzay Kongresi'ne Türkiye olarak ev sahipliği yapacağız. 15 bine yakın misafir yüze yakın ülkeden Uluslararası Uzay Kongresi'ne katılacak ve Türkiye burada alınacak kararların başlayacak iş birliklerinin koordinatör ülkesi olarak uluslararası sahnede uzay bilim ve teknolojilerindeki kabiliyetlerini dünyayla buluşturma fırsatına sahip olacak. Memnuniyetle ifade etmek isterim ki 77. Uluslararası Uzay Kongresi yani 80 yıla yakın zamandır gerçekleşen bu kongrede bu yıl Türkiye'nin en sahipliğinde bilimsel makale rekoru kırıldı ve bu rekorun kırılmasında da Türk bilim insanları, Türk araştırmacılar özellikle genç araştırmacılarımız muhteşem bir rol oynadılar. Ben buradan kendilerini tebrik ediyorum.
İŞ BİRLİKLERİNİ ARTIRICI UYGULAMALARI HAYATA GEÇİRMEYİ ÖNEMSİYORUZ: Gelelim burada buluşma vesilelerimize. Tüm bu süreçte Bakanlık olarak firmalarımızın, kurumlarımızın Ar-Ge ve üretim kabiliyetlerini güçlendirecek destekler ve teşvikler sunmanın yanında ekosistem iş birliklerini artırıcı uygulamaları hayata geçirmeyi de önemsiyoruz. Uzayla ilgili en hızlı gelişen başlıklardan biri yakın yörünge uyduları. Uzaya erişimin daha ucuz hale gelmesi fırlatma roketlerinin yeniden kullanımı sayesinde her geçen yıl çok daha fazla uydunun yakın yörüngeye gönderilmesi aslında bu alandaki uygulamaların yeryüzünde çok farklı sektörlerde katma değerli hizmetlere dönüşmesinin önünü açtı. İşte bizler bu rekabet öncesi iş birliği çağrısıyla hali hazırda bu ekosistemin lideri öncüsü olan kurumlarımızın bir arada çalışmasını hızlandıracak, destekleyecek, çok farklı sektörlerde tarımdan haberleşmeye, güvenliğe, yeni kazanımların ülkemizde ve insanlığa sunulmasına imkân tanıyacağız.
ForInvest Haber