ANALİZ- Borsa İstanbul Pay Piyasasında Şubat Ayında Görünüm Korunabilecek mi? (GCM Yatırım)
Son 29 Yılın En Güçlü Başlangıcı: Şubat Ayında Görünüm Korunabilecek mi?
Ocak ayında öne çıkan başlıklar:
→ BİST100 – BİST30 Endeks Performansları
→ BİST30 Şirket Performansları
→ Sektör Görünümleri
→ Enflasyon - Faiz
→ Menkul Kıymet İstatistikleri – Rezervler
→ Yabancı Takas Oranı – CDS
→ Fitch - Moody’s Türkiye Kredi Notu Değerlendirmesi
Şubat ayına ilişkin değerlendirme yapılacak gündem maddeleri aşağıdaki gibidir:
→ Enflasyon
→ Yılın İlk Enflasyon Raporu Sunumu
→ Aylık Öneriler
BİST100 – BİST30 Endeks Performansları
Son yılların en güçlü performansını sergileyen Bist100 endeksi bakıldığında küresel piyasalardan da belirgin şekilde pozitif ayrıştı. Bu yükselişe zaman zaman hisse bazlı hareketler ve haber akışları öncülük etse de temel görünümde dezenflasyon süreci ve faiz indirim beklentilerinin devam etmesi yukarı yönlü hareketleri destekleyici ana unsur oldu. Şubat ayında ise bu güçlü yükseliş serisinin korunup korunmayacağı dikkatle takip edilecek.

BİST30 Şirket Performansları
Ocak ayı şirket performanslarına bakıldığında yalnızca SASA’nın negatif ayrıştığı dikkat çekmektedir. Endeks genelinde pozitif görünümün hakim olduğu ve bu yükselişlere özellikle şirket bazlı haber akışlarının etkili olduğu ay boyunca izlendi.

Sektör Görünümleri
Ocak ayında sektör performanslarında genele yayılan iyimser görünüm izlendi. Ay genelinde Finansal Kiralama Faktoring, Madencilik ve Metal Ana sektörleri güçlü performanslarıyla öne çıkarken, Kobi Sanayi ve Spor sektörleri negatif ayrışan iki sektör olarak dikkat çekti.

Enflasyon – Faiz
Ocak ayının en önemli gündem maddesini Aralık 2025 enflasyon verisi oluşturdu. Aralık ayı enflasyon verileri beklentilerin sınırlı ölçüde altında gerçekleşti. Piyasa medyan tahmini aylık %0,94 ve yıllık %30,96 seviyesindeyken, açıklanan aylık %0,89 ve yıllık %30,89 oldu. Böylece yıl sonu enflasyonu, TCMB’nin %31–33 aralığındaki öngörüleriyle uyumlu bir seviyede tamamlandı.
Bu tablo, dezenflasyon eğiliminin yılın son ayında da korunduğuna ve para politikasına ilişkin belirsizliklerin görece sınırlı kaldığına işaret etmektedir. Mevcut veriler, TCMB’nin 2026 yılında daha esnek bir politika alanına sahip olabileceğine işaret ederken, kademeli faiz indirimlerinin gündemde kalabileceği beklentisini güçlendirmektedir. Ilımlı enflasyon seyrinin sürmesi halinde, risk iştahı ve piyasa fiyatlamaları açısından daha destekleyici bir ortam oluşabilir.
Faiz tarafına baktığımızda ise, TCMB 22 Ocak 2026 faiz kararında politika faizini 38’den 37’ye indirerek ölçülü bir gevşeme adımı attı ve koridoru da aşağı çekti. Gerekçede “dezenflasyon sürüyor ama riskler bitmedi” tonu öne çıkıyor. Aralık’ta enflasyonun ana eğiliminde gerileme vurgulanırken, Ocak’ta gıda kaynaklı aylık enflasyonda artış beklendiği belirtiliyor. Talep koşullarının dezenflasyona desteğinin azalmış olsa da devam ettiği, beklenti ve fiyatlama davranışlarındaki iyileşmeye rağmen bu alanın hala risk taşıdığı ifade ediliyor.
İleriye dönük mesajda ise fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı duruş korunacak, kararlar enflasyon gerçekleşmeleri, ana eğilim ve beklentiler izlenerek toplantı bazlı ve ihtiyatlı verilecek görünümde belirgin bozulma olursa ilave sıkılaştırma seçeneği masada kalacağı not ediliyor ve orta vadede %5 hedefi vurgusu korunuyor.

Menkul Kıymet İstatistikleri – Rezervler
Ocak ayında piyasa görünümü genel olarak olumlu seyretti. 30 Ocak ile sona eren haftada yabancı yatırımcılar hisse senetlerinde 490,58 milyon dolar, tahvil piyasasında ise 1,25 milyar dolar net alım gerçekleştirdi.
Yılbaşından bu yana bakıldığında, hisse senetlerinde 1,02 milyar dolar, tahvil piyasasında ise 3,50 milyar dolar net giriş kaydedildi. 2025’teki 2,26 milyar dolarlık girişin ardından, 2026 yılında da hisse tarafında girişlerin devam etmesi piyasa görünümü açısından olumlu bir sinyal vermektedir.

Yılın başından 30 Ocak haftasına kadar olan dönemde TCMB rezervlerinde belirgin bir artış dikkat çekiyor. Altın rezervlerinde güçlü bir artış görülürken, brüt döviz rezervlerinde daha sınırlı bir yükseliş söz konusu. Genel çerçevede rezervlerdeki bu tablo, enflasyonla mücadele sürecini destekleyen makro dengelerin güçlendiğine işaret ediyor. Ancak rezerv kompozisyonundaki değişimin kalıcı hale gelmesi ve döviz rezervlerinde daha dengeli bir seyir oluşması, önümüzdeki dönemde makro görünüm açısından belirleyici olmaya devam edecek.

Yabancı Takas Oranı - CDS
2026 yılının ilk ayı geride kalırken, yabancı takas oranlarında kademeli bir toparlanma dikkat çekmektedir. Ocak ayı itibarıyla yabancı takas oranı %37,17 seviyesinde bulunmaktadır. Genel çerçevede, yabancı yatırımcı tarafında güçlü ve kalıcı bir dönüşten söz etmek için henüz erken olmakla birlikte, mevcut tablo yabancı kaynaklı oynaklığın azaldığına ve piyasaların toparlanma sinyali verdiğini düşündürmektedir.

2026 yılının başlamasıyla CDS’in düşük seyri devam ediyor. An itibariyle 219,99 seviyelerinde seyretmesi, risk algısında belirgin bir normalleşmeye işaret ediyor. Bu görünüm, Türkiye varlıklarına yönelik fiyatlamanın daha dengeli bir çerçeveye oturduğunu ve ülke riskinin 2025 yılı ilk yarısına kıyasla daha sınırlı bir primle fiyatlandığını gösteriyor. CDS’in 200 baz puan bandına yaklaşması, dış finansman koşullarının görece elverişli hale geldiğine, borçlanma maliyetleri üzerindeki baskının azaldığına ve uluslararası yatırımcı nezdinde temkinli ancak daha yapıcı bir algının oluştuğuna işaret ediyor. Bu çerçevede CDS tarafındaki düşük seviyelerin korunması, sermaye akımları açısından destekleyici bir arka plan sunuyor. CDS primlerindeki mevcut seviye, Türkiye’nin risk profilinde yıl geneline yayılan dalgalanmaların ardından daha istikrarlı bir fiyatlama rejimine geçildiğini düşündürürken, bu görünümün kalıcılığı küresel risk iştahı ve finansal koşullardaki seyirle yakından ilişkili olmaya devam edecek.

Fitch - Moody’s Türkiye Kredi Notu Değerlendirmesi
Moody’s, periyodik gözden geçirmesinde Türkiye’nin Ba3 kredi notunu ve Durağan görünümünü korudu. Kuruluş, büyük ve çeşitlendirilmiş ekonomik yapı ile düşük kamu borcunun kredi profilini desteklediğini belirtirken, yüksek iç siyasi riskler ve geçmişteki alışılmışın dışındaki politika uygulamalarının yarattığı kırılganlıklara dikkat çekti. Para politikası etkinliğinde 2023 ortasından bu yana iyileşme sağlandığı vurgulanırken, enflasyonun 2026 sonunda %22 seviyelerine gerilemesinin beklendiği, ancak yukarı yönlü risklerin sürdüğü ifade edildi.
Fitch ise daha yapıcı bir değerlendirme sundu. Türkiye’nin BB- kredi notunu teyit eden kuruluş, görünümü Durağan’dan Pozitif’e yükseltti. Bu iyileşme; dış kırılganlıkların azalması, döviz rezervlerindeki güçlü artış ve rezerv kompozisyonundaki iyileşmeye dayandırıldı. Fitch, parasal sıkılığın 2026 sonuna kadar korunacağını, dezenflasyon sürecinin devam etmesi halinde enflasyonun 2027 sonunda %19,5 seviyelerine gerileyebileceğini öngördü.


‘’ŞUBAT AYI’’
Ocak Ayı Enflasyonu
Ocak ayı enflasyon verisi, yılın ilk ayına özgü fiyat ayarlamaları nedeniyle enflasyon görünümünü okumak açısından önemli bir eşik niteliği taşıyor. Ücret güncellemeleri, vergi ve harç artışları ile kamu kaynaklı fiyat ayarlamaları, bu dönemde aylık enflasyon üzerinde belirgin bir etki yaratabiliyor. Özellikle asgari ücret artışının yansımaları ile hizmet kalemlerindeki fiyat güncellemeleri, kısa vadeli görünüm açısından öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.
Piyasa tarafında beklenti, Ocak ayında aylık enflasyonun Aralık ayına kıyasla daha yüksek bir seviyede oluşacağı yönünde. Bloomberg anketine göre piyasa medyan beklentisi aylık enflasyonun %4,28, yıllık enflasyonun ise %30,00 seviyesinde açıklanması yönünde şekillenmiş durumda. Buna karşılık, baz etkisinin katkısıyla yıllık enflasyonda sınırlı bir geri çekilmenin korunması mümkün görünüyor.
Ocak ayı verisinin, enflasyon tarafında kalıcı bir iyileşmeye işaret edip etmeyeceği faiz beklentileri ve yurt içi varlık fiyatlamaları açısından belirleyici olacak. Verinin ardından piyasa odağının yeniden TCMB’nin para politikası duruşuna ve önümüzdeki döneme ilişkin mesajlarına çevrilmesi beklenirken, çekirdek göstergeler ve hizmet fiyatlamalarından gelecek sinyallerin fiyatlamalar üzerinde etkili olmaya devam etmesi muhtemel görünüyor.

Yılın İlk Enflasyon Raporu Sunumu
TCMB, 7 Kasım 2025 tarihli yılın son Enflasyon Raporu’nda dezenflasyon sürecinin genel hatlarıyla sürdüğünü ancak son dönemde ivme kaybı yaşandığını belirtmiş bu görünümde özellikle gıda fiyatlarının etkili olduğuna dikkat çekmişti. Para politikasında ihtiyatlı, veri odaklı ve toplantı bazlı yaklaşımın süreceği vurgulanırken, sıkı duruşun ara hedeflere ulaşmak açısından kritik olduğu mesajı korunmuştu. Bu çerçevede TCMB, enflasyon tahminlerinin veri ve model belirsizlikleri gözetilerek oluşturulduğunu ve dönemler itibarıyla güncellenebileceğini belirtmişti.
Raporda paylaşılan tahmin setine göre,
2025 yılı için ara hedef %24 seviyesinde korunurken tahmin aralığı %31–%33’e yükseltilmiş,
2026 yılı için ara hedef %16 olarak belirlenmiş ve tahmin aralığı %13–%19 seviyesine taşınmıştı.
2027 yıl sonu enflasyon tahmini ise %9 ile değişmeden korunmuştu.
Bu görünüm, dezenflasyon sürecinin zamana yayılan ve temkinli bir patika üzerinden ilerleyeceği varsayımının sürdüğüne işaret etmişti.
Yılda dört kez yayımlanan Enflasyon Raporları içinde Şubat ayı raporu, hem yeni yıl varsayımlarının hem de güncellenen makro çerçevenin ilk kez kapsamlı şekilde ele alınması açısından ayrı bir önem taşıyor. Bu kapsamda, 12 Şubat 2026’da yayımlanacak yılın ilk Enflasyon Raporu’nda öne çıkabilecek olası gelişmeler ve revizyon alanları şu şekilde sıralanabilir:
Dezenflasyonun ana eğilimine ilişkin değerlendirme, son çeyrek verileri ışığında daha güncel bir çerçeveyle ele alınabilir. Aylık enflasyonun ana eğiliminde kademeli bir yavaşlama teyit edilebileceği gibi, bu sürecin kırılganlıklarına da daha fazla vurgu yapılabilir.
2026 yılı enflasyon patikasında sınırlı revizyon alanı gündeme gelebilir. İç talepte dengelenmenin sürmesi ve sıkı finansal koşulların korunması halinde, tahmin aralığında sınırlı aşağı yönlü güncellemeler teknik olarak mümkün olabilir ancak bu revizyonların temkinli kalması beklenebilir. Ücret ayarlamaları ve maliyet yönlü baskılar, risk değerlendirmesi bölümünde daha geniş yer bulabilir. Gıda fiyatları, önceki raporda olduğu gibi oynaklık kaynağı olarak izlenmeye devam edebilir.
Para politikası duruşu, rapor genelinde sıkı ve ihtiyatlı tonunu koruyabilir. Faiz indirim sürecine ilişkin herhangi bir otomatik patikanın olmadığı vurgusu yinelenirken, kararların tamamen enflasyon görünümüne bağlı kalacağı mesajı öne çıkabilir.
Genel çerçevede Şubat 2026 Enflasyon Raporu’nun, güçlü bir yön değişiminden ziyade mevcut dezenflasyon patikasının güncellenmiş varsayımlar ve risk dengesiyle yeniden tanımlandığı, temkinli bir makro anlatı sunması daha olası görünüyor.
Aylık Öneriler
Ocak ayına yönelik paylaşmış olduğumuz şirketlerin ilgili ay sergilediği performanslara ulaşacağınız tablo aşağıdaki gibidir.

Yurt içi piyasalar hem yerel hem de küresel gelişmelere bağlı olarak belirli fiyatlama reaksiyonları gerçekleştirmektedir. Alternatif getirili varlıkların Borsa İstanbul performansını direkt etkilediği bu dönemde şirket seçimleri “enflasyon” teması için kritik bir önem arz etmektedir. Bu açıdan yerel ve global gelişmelere hızlı bir şekilde adapte olabilecek, büyüme potansiyeli olan, hikaye yaratabilen ve teknik göstergelerle uyumlu hareket edebilecek şirketler portföylerde hisse senedi bölümü içerisinde yer alabilir.

Şubat ayı dinamiklerinde teknik göstergelerle uyumlu çalışabileceğini düşündüğümüz şirketlere yönelik genel düşüncelerimizi raporumuzda ayrıntılı bir şekilde sizlere teknik analiz bölümünde paylaştık. Bu şirketlere yönelik genel bilgilere yukarıdaki tablodan ulaşabilirsiniz.
Teknik Analiz
Not: Grafikler 30 Ocak 2026 piyasa kapanışından sonra alınmıştır.
THYAO: Son dönemde 34 günlük ortalamanın (288,64) üzerine çıkarak baskılı fiyatlamalarından kurtulan THYAO, yükseliş ivmesini sürdürmektedir. 302,25 seviyesi üzerinde fiyatlamaların devam etmesi halinde 318,28 seviyesine hareket devam edebilir. Bu seviyenin de aşılması 332,50 direncini gündeme getirebilir. Olası geri çekilmelerde 34 ve 100 günlük ortalama (288,64 – 288,77) bölgesi güçlü destek olarak izlenirken altında fiyatlamalar baskıyı 279,00 seviyesine taşıyabilir. Genel görünümde ortalamalar (288,64 – 288,77) üzerinde pozitif seyrin hakim olduğu söylenebilir.

PETKM: Son dönemde baskılı bir fiyatlama sergileyen PETKM, 50 günlük ortalamanın (17,34) üzerine çıkarak pozitif bir ivme yakalamıştır. Bu hareketin devamlılığı açısından 18,21 seviyesi üzerindeki fiyatlama yakından izlenmektedir. Söz konusu seviye üzerinde kalıcılık sağlanması halinde, 19,82 ve 20,92 seviyelerine doğru yükseliş eğiliminin sürmesi beklenebilir. Olası geri çekilmelerde 18,21 seviyesi güçlü bir destek konumunda bulunurken, bu seviyenin altına sarkılması durumunda 50 günlük ortalamaya (17,34) doğru artan bir baskı oluşabilir. Genel görünümde, 50 günlük ortalama (17,34) üzerinde kalındığı sürece pozitif görünümün korunduğu söylenebilir.

KRDMD: 2025 yılı boyunca baskılı fiyatlamalarla sıkışık bir görünüm sergileyen KRDMD, düşen trend üzerinde fiyatlamasıyla dikkat çekmektedir. Yukarı yönlü hareketin devamlılığı açısından 29,00 seviyesi kritik bir eşik konumunda bulunurken, bu seviye üzerinde kalıcılık sağlanması halinde 33,94 seviyesine doğru ivmelenme görülebilir. Olası geri çekilmelerde 29,00 seviyesinde oluşacak fiyat reaksiyonu yakından izlenecektir. Bu seviyenin altına sarkılması durumunda ise 55 ve 21 haftalık hareketli ortalamaların (26,71 – 27,10) bulunduğu bölge, güçlü bir destek alanı olarak öne çıkmaktadır. Genel görünümde, ortalamalar (26,71 – 27,10) üzerindeki fiyatlama korunmaya devam ettiği sürece pozitif görünümün baskın olduğu söylenebilir.

KCHOL: 2024 yılından bu yana 189,08 – 198,53 bandını aşmakta zorlanan KCHOL, son dönemde artan alım iştahıyla birlikte haftayı bu kritik bölgenin üzerinde tamamlamıştır. 198,53 seviyesi üzerindeki kalıcılığın sürmesi halinde, yukarı yönlü hareketin 227,39 direncine doğru ivme kazanması beklenebilir. Bu seviyenin aşılması durumunda ise 258,68 seviyesi bir sonraki direnç olarak gündeme gelebilir. Olası geri çekilmelerde 198,53 seviyesi kritik bir destek konumunda yer alırken, bu seviyenin altına sarkılması halinde 55 ve 22 haftalık ortalamaların (171,01 – 177,93) bulunduğu bölgeye doğru bir baskı oluşabilir. Genel teknik görünümde, söz konusu direnç bölgesinin aşılmasıyla birlikte yukarı yönlü potansiyelin güç kazandığı değerlendirilebilir.

TURSG: Bir süredir düşen trend altında baskılı bir fiyatlama sergileyen TURSG, 55 günlük ortalamadan (11,79) aldığı destekle trend üzerine geçmeyi başarmıştır. Trend üzerindeki fiyatlamanın korunması halinde, yukarı yönlü hareketin 12,68 seviyesine doğru ivme kazanması beklenebilir. Bu seviyenin aşılması durumunda ise yükseliş momentumunun güçlenerek 14,17 direncinin gündeme gelmesini sağlayabilir. Olası geri çekilmelerde 55 günlük ortalamanın (11,79) bulunduğu bölge kritik bir destek eşiği olarak izlenirken, bu seviyenin altına sarkılması halinde 11,02 seviyesi yeniden gündeme gelebilir. Genel teknik görünümde, 55 günlük ortalama (11,79) üzerinde kalındığı sürece pozitif eğilimin korunduğu değerlendirilmektedir.

Ayrıca TURSG ile başlayan 4.çeyrek bilanço sezonu Şubat ayında Bankalar ile birlikte yoğunlaşmaya başlayacak. Bu sebeple 4.çeyrek finansalları da fiyatlama açısından dikkatle izlenecektir. Daha önce de belirttiğimiz gibi çarpanlar açısından makul, mevcut gelişmelere uyum sağlayabilen sektör ve şirketlerin yıl boyunca olduğu gibi bu dönemde de ön plana çıkması beklenebilir. Bu dönemde başta model portföyümüz olmak üzere, şirketlerin finansallarına yönelik çalışmalarımıza da yer vermeye devam edeceğiz. Çalışmalarımıza bağlantı üzerinden kolaylıkla ulaşım sağlayabilirsiniz. İlaveten bilanço sezonuna yönelik beklentilerimize de yer verdiğimiz ‘’Bilançolar Öncesinde 4. Çeyrek Perspektifi’’ raporuna da kolaylıkla ulaşım sağlayabilirsiniz.
ForInvest Haber
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.